Şiddetli konvektif fırtınalar (SCS), sigorta sektöründe uzun süredir “ikincil” ve yerel nitelikteki afetler arasında değerlendirilen risklerin önemini hızla değiştiriyor. Dolu, yıkıcı rüzgar ve hortumları içeren bu olaylar, yoğun nüfusun ve yüksek ekonomik değerin bulunduğu bölgelerde giderek daha büyük kayıplara neden olurken, sigorta sektörünün risk fiyatlamasında da yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

First Street’in “Küresel Şiddetli Konvektif Fırtına Riski: Artan Bir Tehlikeye Karşı Ekonomik Maruziyetin Fiyatlandırılması” başlıklı araştırmasına göre, SCS olayları 2025 yılında küresel ekonomide yaklaşık 82 milyar dolarlık kayba yol açtı. Bu tutar, dünya genelindeki doğal afet kaynaklı kayıpların yaklaşık üçte birine karşılık geliyor.

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri ise SCS kaynaklı toplam sigortalı kayıpların ilk kez tropikal siklonların neden olduğu sigortalı kayıpları geride bırakması oldu. Böylece şiddetli konvektif fırtınalar, sigorta sektörü açısından yalnızca bölgesel ve ikincil bir tehlike olmaktan çıkarak küresel ölçekte önemli bir finansal risk haline geldi.

17,8 trilyon dolarlık ekonomik üretim yıkıcı rüzgar riski altında

First Street’in analizi, şiddetli konvektif fırtına tehlikelerinin nüfus ve ekonomik faaliyetlerle kesiştiği bölgeleri küresel ölçekte ortaya koyuyor. Çalışmaya göre, saatte 65 mil (104 km) ve üzerindeki yıkıcı rüzgarlar, her yıl yaklaşık 17,8 trilyon dolarlık GSYİH’nin üretildiği bölgeleri etkileyebilecek bir risk oluşturuyor.

Bu rakam, küresel ekonomik üretimin yaklaşık yüzde 9,8’ine denk geliyor. Aynı bölgelerde yaklaşık 907 milyon kişinin yaşadığı hesaplanıyor.

Yıkıcı rüzgarlara maruz kalan ekonomik değerin önümüzdeki 30 yılda yaklaşık yüzde 14 artarak 20,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Dolu riski de benzer şekilde yüksek bir ekonomik maruziyet yaratıyor. Her yıl 2,5 santimetreden büyük ve hasara yol açabilecek dolu yağışlarına maruz kalan ekonomik üretimin yaklaşık 10,6 trilyon dolar olduğu belirtiliyor. Bu değer küresel GSYİH’nin yüzde 5,8’ine karşılık gelirken, söz konusu risk alanlarında yaklaşık 567 milyon kişi yaşıyor.

Dolu riskine maruz kalan GSYİH’nin 30 yıl içerisinde 10,8 trilyon dolara yükselmesi öngörülüyor.

Daha düşük frekanslı ancak yüksek şiddetli olaylar hesaba katıldığında ise ekonomik maruziyet çok daha geniş bir alana yayılıyor. 20 yılda bir gerçekleşmesi beklenen fırtına senaryosunda, küresel GSYİH’nin yüzde 62’si yıkıcı rüzgar, yüzde 52’si ise hasar verici dolu riskine maruz kalıyor.

SCS kayıpları diğer hava olaylarından iki kat hızlı büyüdü

First Street araştırması, yalnızca mevcut ekonomik maruziyetin büyüklüğüne değil, kayıpların artış hızına da dikkat çekiyor.

2000 yılından bu yana enflasyondan arındırılmış şiddetli konvektif fırtına kayıpları yıllık ortalama yüzde 6,8 arttı. Aynı dönemde hava koşullarıyla bağlantılı toplam kayıpların yıllık büyüme oranı ise yaklaşık yüzde 2,7 seviyesinde kaldı.

Buna göre SCS kaynaklı kayıplar, genel hava olayları kaynaklı kayıplardan iki katın üzerinde daha hızlı büyüdü.

Riskin dünyanın önde gelen ekonomik ve üretim koridorlarında yoğunlaşması ise gelişmenin sigorta sektörü açısından önemini daha da artırıyor. Yüksek değerli konut, ticari gayrimenkul, sanayi tesisleri ve altyapının SCS riskinin bulunduğu bölgelerde yoğunlaşması, tek bir olayın yaratabileceği sigortalı hasarın boyutunu artırıyor.

Amerika oransal riskte, Asya-Pasifik mutlak değerde öne çıkıyor

Bölgesel dağılım incelendiğinde, Amerika kıtası ekonomik üretime oranla en yüksek SCS maruziyetine sahip bölge olarak öne çıkıyor.

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar’dan İTO’ya ziyaret
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar’dan İTO’ya ziyaret
İçeriği Görüntüle

Bölgedeki GSYİH’nin yaklaşık yüzde 13,6’sı yıkıcı rüzgar, yüzde 11,2’si ise dolu riskine yıllık bazda maruz kalıyor. Özellikle ABD’de yüksek değerli ve yoğun sigortalı varlıkların şiddetli fırtına riski bulunan bölgelerde toplanması, potansiyel sigortalı kayıpları artırıyor.

Teksas, dünya genelinde dolu riskine maruz kalan GSYİH açısından en yüksek ekonomik yoğunlaşma noktası olarak öne çıkıyor.

Mutlak ekonomik değer açısından en büyük risk ise Asya-Pasifik bölgesinde bulunuyor. Bölgede yaklaşık 10 trilyon dolarlık GSYİH yıkıcı rüzgar, 4,3 trilyon dolarlık ekonomik üretim ise dolu riskine maruz durumda.

Bu risk alanları aynı zamanda Jiangsu, Guangdong ve Tayvan gibi küresel üretim, teknoloji ve lojistik zincirleri açısından kritik merkezleri kapsıyor. Dolayısıyla SCS kaynaklı hasarlar yalnızca sigortalı varlıkları değil, tedarik zincirleri ve ekonomik faaliyetlerin sürekliliğini de etkileyebilecek bir boyut taşıyor.

İklim değişikliği ekonomik maruziyeti artıracak

First Street, önümüzdeki 30 yıllık dönemde iklim değişikliğinin özellikle yıkıcı rüzgarlara yönelik ekonomik maruziyetteki artışı hızlandırmasını bekliyor.

En hızlı artışın yüzde 18’i aşan oranla Asya-Pasifik’te gerçekleşeceği öngörülüyor. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da ise ekonomik maruziyetin yaklaşık yüzde 14 artması bekleniyor.

Riskin bu bölgelerde hızla yoğunlaşması, geçmişte SCS riskine görece daha sınırlı odaklanan sigorta piyasaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Bu gelişmenin sigortacılar açısından etkilerinin yalnızca hasar ödemeleriyle sınırlı kalması beklenmiyor. Risk seçimi, katastrofik risk modellemesi, prim fiyatlaması, reasürans koruması, rezerv yönetimi ve sermaye planlaması gibi temel süreçlerin SCS riskindeki değişimden daha fazla etkilenmesi öngörülüyor.

“Artık ikincil bir tehlike olarak ele alınamaz”

First Street CEO’su Matthew Eby, şiddetli konvektif fırtınaların uzun süredir çeşitlendirme yoluyla absorbe edilebilecek küçük ve yerel olaylar olarak fiyatlandırıldığını belirterek, yeni araştırmanın bu yaklaşımın değişmesi gerektiğine işaret ettiğini söyledi.

Eby, SCS tehlikelerinin küresel ekonomik üretimin yoğunlaştığı bölgelerle birlikte değerlendirildiğinde, trilyonlarca dolarlık GSYİH üzerinde etkili olan tekrarlayan ve birbiriyle bağlantılı bir risk oluşturduğunu vurguladı. Eby’ye göre bu riskin görünür hale getirilmesi, doğru fiyatlandırmanın ilk adımını oluşturuyor.

First Street Baş Ekonomisti Dr. Jeremy Porter da SCS maruziyetinin dünyanın en üretken ekonomik bölgelerinde yoğunlaştığına dikkat çekti. Porter, özellikle Asya-Pasifik ve Avrupa’da yıkıcı rüzgar riskinin genişlediğini belirtti.

Porter’a göre yatırımcılar, kredi kuruluşları ve sigortacılar açısından şiddetli konvektif fırtınaların artık “ikincil tehlike” kategorisinde değerlendirilmemesi gerekiyor. SCS riskinin kasırga ve orman yangınlarıyla birlikte durum tespiti, stres testleri ve uzun vadeli varlık performansı değerlendirmelerine dahil edilmesi önem taşıyor.

First Street’in analizi, artan ekonomik maruziyet ve hızlanan kayıplarla birlikte şiddetli konvektif fırtınaların sigorta sektörü açısından yeni bir risk sınıfı olarak öne çıktığını gösteriyor. Dolu, yıkıcı rüzgar ve hortumların yarattığı hasar potansiyeli büyürken, SCS riski artık yalnızca hasar sonrası tazminat sürecinin değil; risk seçimi, modelleme, fiyatlama, reasürans ve sermaye yönetiminin de temel unsurlarından biri haline geliyor.