Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, CNBC-e’de yayınlanan “İsmail Öztürk ile Sigorta Life” programında sigorta sektörünün 2026 yılının ilk yarısındaki görünümünü, sektörün büyüme hedeflerini, acentelerin rolünü, dijital dönüşümü, DASK ve konut sigortalarını değerlendirdi.

Uğur, sigorta sektörünün yılın ilk yarısında prim üretiminde büyüme kaydetmesine karşın, artış oranlarının enflasyonun altında kaldığına dikkat çekerek, poliçe adetlerindeki yükselişin ise sektör açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.

Sigorta sektöründe prim üretimi 622 milyar TL’ye ulaştı

Türkiye Sigorta Birliği tarafından açıklanan yılın ilk altı aylık verilerine göre hayat dışı sigorta sektörünün toplam prim üretimi 622 milyar TL seviyesine ulaştı. Uğur, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26’lık büyüme kaydedildiğini, ancak aynı dönemde yüzde 32 seviyesinde gerçekleşen enflasyonun altında kalındığını söyledi.

Ana branşlardaki gelişmelere de değinen Uğur, trafik sigortalarında yüzde 15,6 büyümeyle 166 milyar TL, kaskoda yüzde 24,6 artışla yaklaşık 82 milyar TL, sağlık sigortalarında yüzde 33,8 yükselişle 140 milyar TL ve yangın sigortalarında yüzde 23 büyümeyle 97 milyar TL prim üretildiğini aktardı.

Prim üretimindeki artışın yanı sıra poliçe adetlerinde de yükseliş yaşandığını belirten Uğur, trafik sigortalarında yaklaşık yüzde 3, kaskoda yüzde 5, sağlık sigortalarında ise yüzde 3-5 civarında poliçe artışı görüldüğünü ifade etti.

Uğur, poliçe adetlerindeki büyümenin ortalama prim artışlarının enflasyonun altında kalmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, sektörde rekabetin güçlü olduğuna işaret ettiğini söyledi.

“Sigorta sektörü tam rekabet koşullarına en yakın sektörlerden biri”

Türkiye’de sigorta sektörünün 44 şirketin faaliyet gösterdiği, farklı strateji ve iş modellerinin bulunduğu rekabetçi bir yapıya sahip olduğunu belirten Uğur, bu nedenle fiyat hareketlerine ilişkin kesin öngörüde bulunmanın zor olduğunu dile getirdi.

Son 15 yıllık dönemde ortalama primlerin bazı dönemlerde enflasyonun üzerinde, bazı dönemlerde ise altında seyrettiğini aktaran Uğur, uzun vadede prim artışlarının enflasyona yakın bir eğilim gösterdiğini belirterek, önümüzdeki dönemde de enflasyon seviyesine yakın bir büyüme beklenebileceğini söyledi.

Sompo Sigorta’da 1 milyonun üzerinde kasko poliçesi

Sompo Sigorta’nın kasko branşındaki performansına da değinen Uğur, haziran sonu itibarıyla kasko poliçe sayısının 1 milyon 40 bine ulaştığını açıkladı.

Şirketin toplam poliçe sayısının ise 4 milyona ulaştığını belirten Uğur, poliçeleri yalnızca istatistiksel bir veri olarak görmediklerini vurguladı. Uğur, her poliçeyi müşteriye verilen bir söz olarak değerlendirdiklerini ve sigortalıların zor zamanlarında yanlarında olmayı temel hedef olarak gördüklerini ifade etti.

“Takımdaşlık ve yoldaşlık kurum kültürümüzün temelinde”

Sompo Sigorta’nın kurum kültüründe “takımdaşlık” ve “yoldaşlık” kavramlarının önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uğur, bu yaklaşımın hem çalışanlar hem de iş ortaklarıyla kurulan ilişkilerin temelini oluşturduğunu söyledi.

Uğur, çalışanlar açısından takımdaşlığı, herkesin öğrenebildiği, gelişebildiği ve fark yaratabildiği bir çalışma ortamı oluşturmak olarak tanımlarken, yoldaşlığı ise acenteler, servisler, eksperler ve sigortalılar dahil tüm paydaşlarla uzun vadeli bir ilişki kurma anlayışı olarak açıkladı.

Şirket içerisindeki bilgi ve deneyimin yeni nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Uğur, usta-çırak kültürünün hem kurumların hem de sektörün geleceği açısından önemli olduğunu belirtti.

Türk ve Japon kültürünün ortak değerleri iş yapış biçimine yansıyor

Otokonfor.com’dan Türk Reasürans ile iş birliği mesajı
Otokonfor.com’dan Türk Reasürans ile iş birliği mesajı
İçeriği Görüntüle

Sompo Sigorta’nın Japon kültüründen gelen yapısıyla Türk kültürü arasında önemli ortak değerler bulunduğunu belirten Uğur, saygı, empati, misafirperverlik ve insana ve doğaya duyarlılık gibi değerlerin iki kültürde de öne çıktığını söyledi.

Bu değerlerin şirketin iş yapış biçimine de yansıtıldığını ifade eden Uğur, özellikle hasar döneminde müşteriyi anlayan ve onun yanında olan bir hizmet anlayışını benimsediklerini dile getirdi.

Sektörün hedefi 50 milyar dolarlık büyüklük

Türkiye sigorta sektörünün son yıllarda dolar bazında önemli bir büyüme kaydettiğini belirten Uğur, hayat dışı sigorta sektörünün yaklaşık 10 milyar dolarlık seviyelerden 26-27 milyar dolar seviyesine yükseldiğini söyledi.

Bu büyümenin sektörün tüm paydaşlarının katkısıyla gerçekleştiğini ifade eden Uğur, Türkiye Sigorta Birliği'nin hedefinin ise sektör büyüklüğünü 50 milyar dolara taşımak olduğunu belirtti.

Bu hedefe ulaşmak için mevcut sigorta ürünlerinin toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması gerektiğini kaydeden Uğur, sigorta bilincinin ve finansal okuryazarlığın artırılmasının önemine dikkat çekti.

Yeni ürünlerin geliştirilmesi ve sigortalanabilir risklerin genişletilmesi gerektiğini de belirten Uğur, kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla birlikte gerekli altyapıların oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi.

“Sigorta lüks değil”

Sigortanın lüks bir ürün olmadığını vurgulayan Uğur, primlerin ülkeler arasındaki karşılaştırmalarda Türkiye'de görece düşük seviyelerde bulunduğunu ifade etti.

Bununla birlikte sigorta ürünlerinin daha ulaşılabilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Uğur, teknoloji ve dijitalleşmenin maliyetleri azaltarak sigortanın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

“Acenteler sigorta sektörünün merkezinde”

Acentelerin sigorta sektöründeki rolüne de değinen Uğur, acenteleri sigorta şirketleri ile sigortalılar arasındaki en önemli bağlantı noktalarından biri olarak tanımladı.

Acentelerin müşterilerin ihtiyaçlarını analiz ettiğini, doğru teminatları seçmelerine yardımcı olduğunu ve hasar döneminde de sigortalılara destek verdiğini belirten Uğur, acentelerin teknolojik imkanlarla daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Sompo Sigorta'nın Türkiye'nin 81 ilinde ve çok sayıda ilçesinde acentelerle faaliyet gösterdiğini aktaran Uğur, acenteleri yalnızca bir dağıtım kanalı olarak değil, uzun vadeli iş ortakları olarak gördüklerini ifade etti.

“Yapay zeka sigortacılığı değiştirecek ancak insan merkezde kalacak”

Dijitalleşmenin sigorta sektörünün geleceğinde belirleyici olacağını belirten Uğur, yapay zeka, makine öğrenmesi ve dijital teknolojilerin sektörün süreçlerini önemli ölçüde dönüştüreceğini söyledi.

Ancak teknolojik dönüşümün insan faktörünü ortadan kaldırmayacağını vurgulayan Uğur, özellikle hasar gibi müşterinin zor bir dönem yaşadığı süreçlerde insanla iletişim kurma ihtiyacının devam edeceğini ifade etti.

Uğur'a göre acenteler, teknolojiyi kullanarak daha geniş müşteri kitlelerine ulaşırken, sigorta şirketleri ile sigortalılar arasındaki insan merkezli ilişkinin de önemli bir parçası olmaya devam edecek.

Hasar yönetiminde teknoloji ve hız öne çıkıyor

Sompo Sigorta'nın yılda yaklaşık 300 bin hasar dosyası yönettiğini belirten Uğur, bu süreçte teknoloji ve dijitalleşmenin önemli rol oynadığını söyledi.

Hasar ihbarından ödemenin gerçekleştirilmesine kadar olan süreçlerde dijital teknolojilerden yararlandıklarını aktaran Uğur, süreçlerin hızlanmasının müşteri memnuniyeti ve güven açısından önemli olduğunu ifade etti.

DASK'ta penetrasyonun artırılması gerekiyor

Türkiye'nin deprem gerçeğine dikkat çeken Uğur, DASK'taki sigortalılık oranının yüzde 58 seviyesinde bulunduğunu ve bu oranın daha yüksek olması gerektiğini söyledi.

2023 Kahramanmaraş depremlerinin sigorta sektörüne önemli bir ders verdiğini belirten Uğur, deprem sonrasında sigorta sektörünün yaklaşık 6 milyar dolarlık ödeme gerçekleştirdiğini aktararak, daha yüksek sigortalılık oranına ulaşılması halinde daha fazla kişinin ve işletmenin yeniden ayağa kaldırılabileceğini ifade etti.

DASK'ın yalnızca zorunlu bir sigorta olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Uğur, vatandaşların DASK'ın yanı sıra konut sigortası yaptırmasının da önem taşıdığını söyledi.

“DASK tek başına yeterli değil”

DASK'ın belirli bir teminat sağladığını, ancak konutun ve içerisindeki varlıkların tamamını korumadığını belirten Uğur, konut sigortalarının deprem riskinin yanı sıra yangın, sel, su baskını, elektronik cihaz ve makine kırılması gibi farklı risklere karşı da ek teminatlar sağlayabildiğini ifade etti.

Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığına dikkat çeken Uğur, vatandaşların en azından DASK ve konut sigortası yaptırmaları, ihtiyaçlarına ve risklerine göre ek teminatlarla poliçelerini genişletmeleri gerektiğini söyledi.

İklim değişikliği sigorta ihtiyacını artırıyor

Programda iklim değişikliğinin sigorta sektörü üzerindeki etkilerine de değinen Uğur, sel, dolu ve orman yangınları gibi doğal afetlerin hem Türkiye'de hem de dünyada daha sık görülmeye başladığını söyledi.

Artan riskler nedeniyle yangın ve doğal afet teminatlarının artık yalnızca bir ihtiyaç değil, önemli bir gereklilik haline geldiğini belirten Uğur, sigorta şirketlerinin yalnızca hasar ödeyen kurumlar olmaktan çıkarak müşterilerine risk danışmanlığı da sunması gerektiğini ifade etti.

Tarım sigortalarında devlet desteği vurgusu

Tarım sektöründe iklim kaynaklı hasarların da arttığını belirten Uğur, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamında devlet desteğinin önemine dikkat çekti.

Tarım sigortalarında devlet desteğinin yüksek seviyelerde olduğunu aktaran Uğur, buna karşın sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 26 seviyesinde bulunduğunu söyledi.

Özellikle çiftçilerin bir yıllık emeğinin don, dolu, sel ve benzeri riskler nedeniyle yok olmasının önüne geçilmesi için tarım sigortalarının daha fazla yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Uğur, iklim risklerinin artmasıyla birlikte sigortanın tarım sektörü açısından daha da kritik hale geleceğini ifade etti.

“Sigorta finansal bir üründen çok daha fazlası”

Programın sonunda sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fahri Uğur, sigortacılığın yalnızca prim ve hasar rakamlarından ibaret olmadığını vurguladı.

Uğur, sigortanın bireylerin, işletmelerin ve ekonominin beklenmedik riskler karşısında ayakta kalmasını sağlayan temel mekanizmalardan biri olduğunu belirterek, sektörün önündeki temel hedeflerin sigorta bilincini artırmak, ürünleri daha ulaşılabilir hale getirmek, yeni riskleri teminat altına almak ve sigortalılık oranını yükseltmek olduğunu ifade etti.