ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan geçen günlük LNG miktarı 2025'in son çeyreğinde 10,5 milyar fitküp seviyesindeyken, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın başlamasının ardından 2026'nın ikinci çeyreğinde 800 milyon fitküpe kadar geriledi. Böylece LNG akışındaki düşüş yüzde 92'ye ulaştı.

Petrol taşımacılığında ise aynı dönemde yüzde 77'lik gerileme yaşandı. LNG trafiğindeki daha sert düşüşte, bölgedeki güvenlik risklerinin yanı sıra sigorta koşullarının da önemli rol oynadığı belirtiliyor.

LNG gemilerinde savaş riski sigorta maliyetlerini artırıyor

Clarksons LNG Analizleri Başkanı Fabio Reale, petrol tankerleri ile LNG tankerleri arasındaki maliyet farkının gemi sahiplerinin risk yaklaşımını etkileyebildiğine dikkat çekti.

Reale, LNG gemisi sahiplerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş konusunda petrol tankeri sahiplerine kıyasla daha temkinli davranabildiğini belirtti. Bazı ilave savaş sigortası primlerinin geminin değeri üzerinden hesaplandığını ifade eden Reale, LNG gemisi sahiplerinin bölgedeki güvenlik riskini üstlenmek istemediğini söyledi.

Reale'e göre LNG trafiğinin yeniden toparlanabilmesi için saldırı ve mayın kaynaklı hasar riskinin belirgin biçimde azalması gerekiyor.

LNG taşımacılığında sigorta riski neden daha kritik?

Almanya merkezli Calypso Commodities'in Kıdemli LNG Uzmanı Mehdy Touil de LNG taşımacılığının petrol taşımacılığına göre daha farklı ve daha hassas bir yapıya sahip olduğuna işaret etti.

5. Sigortacılık Makale Yarışması için başvurular sürüyor
5. Sigortacılık Makale Yarışması için başvurular sürüyor
İçeriği Görüntüle

Touil, petrolün daha büyük ve esnek tanker filosunun yanı sıra geniş depolama kapasitesine sahip olduğunu, LNG tarafında ise aynı esnekliğin bulunmadığını belirtti. Kriyojenik taşımacılık için özel olarak tasarlanan LNG gemilerinin sigorta açısından da önemli farklılıklar taşıdığını kaydeden Touil, LNG sektöründe risk toleransının diğer hidrokarbonlara göre daha düşük olduğunu aktardı.

Özellikle gemilerin yüksek maliyetli ve teknik açıdan özel yapısı, savaş ve güvenlik risklerinin sigorta boyutunu daha kritik hale getiriyor.

Katar LNG'si için alternatif rota sınırlı

Touil, Katar'ın LNG ihracat altyapısının Ras Laffan'da yoğunlaşmasının da önemli bir kısıt oluşturduğunu belirtti. Katar'ın deniz yoluyla gerçekleştirdiği LNG ihracatının Hürmüz Boğazı'ndan geçmek zorunda olduğuna dikkat çeken Touil, ülkenin LNG ihracatı açısından alternatif bir deniz çıkışının bulunmadığını vurguladı.

Touil, “Bir kargonun rotasını değiştirebilirsiniz ancak Katar'ın onlarca yılda geliştirdiği dev ihracat altyapısının rotasını değiştiremezsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

Petrol alternatif rota bulurken LNG daha kırılgan

EIA verileri, petrol taşımacılığında alternatif güzergâhların devreye alınabildiğini gösteriyor. Suudi Arabistan'ın petrolün bir bölümünü Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'na yönlendirmesinin etkisiyle Babülmendep Boğazı'ndan geçen petrol miktarı artış gösterdi.

LNG tarafında ise benzer ölçekte alternatif taşıma altyapısının bulunmaması, güvenlik ve sigorta risklerinin etkisini artırıyor.

Oslo Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırma Görevlisi Francesco Sassi de savaşın enerji taşımacılığı üzerindeki riskleri artırdığını belirterek, LNG taşımacılığının savaş öncesi seviyelerine kısa sürede dönmesinin mevcut koşullarda oldukça güç olduğunu ifade etti.

Uzman değerlendirmeleri, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik risklerin yalnızca enerji arzını değil, gemilerin sigortalanabilirliğini ve taşıma maliyetlerini de doğrudan etkilediğine işaret ediyor