2025’in 11 ayında sigorta sektörünün prim üretimi 1 trilyon TL’nin üstüne, toplam aktifleri 82 milyar dolara geldi. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerde 3,3 trilyon TL’yi aşmayı, primde 1,2 trilyon TL, BES’te 2,1 trilyon TL fon büyüklüğü ve 18 milyon katılımcı hedeflerinin yakalanmasını bekliyor. “2026’yı ise sadece kısa vadeli bir dönem olarak görmüyoruz. Sektörün geleceğini şekillendiren ana çerçeveyi oluşturan 2030 vizyonumuzun temelini, ‘daha kapsayıcı, daha dijital, daha dayanıklı’ bir sigortacılık ekosistemi oluşturuyor” diyen Uğur Gülen ile sigorta sektörünün 2030 hedeflerini ve vizyonunu konuştuk. 2025’i nasıl değerlendiriyorsunuz? Jeopolitik gerilimler, iklim değişikliğinin maliyetleri, tedarik zincirlerindeki kırılganlık ve hızlı dijital dönüşüm; risk kavramını hem daha karmaşık hem de ekonomik sürdürülebilirliğin merkezinde konumlanan bir unsur haline getirdi. Bu tablo, sigorta sektörünü yalnızca bir poliçe sağlayıcısı olmaktan çıkarıp, ekonomik istikrarın sigortası haline dönüştürdü. Sektörümüzün 2025’in 11 ayında sergilediği güçlü performans da bu dönüşümün açık bir göstergesi oldu. Prim üretimimiz 1 trilyon TL’yi aşarken, aktiflerimiz 82 milyar dolara ulaştı. 2025 yıl sonu itibariyle aktiflerde 3.3 trilyon TL’yi aşmayı, primde 1.2 trilyon TL, BES’te ise 2.1 trilyon TL fon büyüklüğü ve 18 milyon katılımcı hedeflerinin yakalanmasını bekliyoruz. Bu güçlü tablo, sigorta ve BES’in finansal mimarideki yerini daha da pekiştirdi.
2026 vizyonu için temel yapı taşlarınız neler olacak?
2026’ya ‘sürdürülebilir, dengeli büyüme ve temkinli iyimserlik’ yaklaşımıyla giriyoruz. 2026’da küresel ekonomik belirsizlikleri, kur gelişmelerini ve bölgesel riskleri izlemeye devam edeceğiz. Ancak 2026’yı sadece kısa vadeli bir dönem olarak görmüyoruz. Uzun süredir çalıştığımız 2030 vizyonumuz, sektörün geleceğini şekillendiren ana çerçeveyi oluşturuyor. Bu vizyonun temelini ‘daha kapsayıcı, daha dijital, daha dayanıklı’ bir sigortacılık ekosistemi oluşturuyor.
Sürdürülebilir büyüme için hangi alanlarda daha fazla koordinasyon ve iş birliği gerekiyor?
TSB olarak bugün birçok yapısal reformun yürütücüsü konumundayız. Zorunlu Afet Sigortası (ZAS), Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), Tarım Sigortaları Reformu, Yeşil Finansman Sigorta Mekanizması, Katılım Sigortacılığı Gelişim Programı ve Türk Devletleri Sigorta Birliği gibi projeler; ülkemizin ekonomik dayanıklılığını kalıcı hale getirmeyi hedefleyen yeni bir mimari oluşturuyor. Afetlerden sosyal politikalara, yatırımlardan enflasyonla mücadeleye kadar pek çok alanda sigortacılık, kamu maliyesinin yükünü azaltacak ve büyümeyi destekleyecek bir etkiye sahip. Bu nedenle kamu-özel sektör iş birliği, düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi, veri paylaşımı ve teknoloji uyumu sektörün sürdürülebilir büyümesinin temelini oluşturuyor.
TSB’nin dijitalleşme yol haritası nasıl şekilleniyor?
Dijital dönüşüm bugün sigorta sektöründe artık bir tercih değil, rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsurdur. 4’üncü Uluslararası Sigorta Zirvesi’nde de yapay zekâ, büyük veri, IoT ve blockchain’in sektörü nasıl dönüştürdüğünü tüm boyutlarıyla tartıştık. Bugün; yapay zekâ destekli hasar tahmin modelleri, IoT tabanlı risk izleme sistemleri, büyük veri analitiğiyle segmentasyon, blockchain ile şeffaf poliçe yönetimi gibi alanlarda ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Dijital sigorta platformlarının regülasyonla uyumlu hale getirilmesi kayıt dışılığı azaltacak ve tüketici güvenini artıracaktır. Bu nedenle dijital sigortacılığa özel bir düzenleme ihtiyacı net şekilde ortaya çıkıyor. Ayrıca sektörün dijitalleşmesi, OVP’de yer alan dijital ekonomi ve yapay zekâ yatırımlarının hızlandırılması hedefiyle birebir uyumlu.
Türkiye’de sigorta penetrasyonu hâlâ istenen seviyede değil. Bu bilinci artırmak için hangi projelere öncelik vereceksiniz?
Türkiye’nin sigorta penetrasyonu potansiyelinin oldukça altında. Son yıllarda farkındalık çalışmalarımızın etkisi ile 10 yılın en yüksek penetrasyon oranı olan yüzde 2,8’lere geldik. 2030 yılı hedefimiz bunu yüzde 5’e çıkarmak. Bu yolda penetrasyonu artırmak için odaklandığımız alanı; ‘risk farkındalığının artırılması’, ‘kapsayıcı ürün tasarımları’ ve ‘gençlere ve KOBİ’lere özel programlar’ olarak sıralayabiliriz. ‘Risk farkındalığının artırılması’ başlığı altında; afetler, sağlık riskleri, siber tehditler gibi konularda toplumsal bilinç için yeni iletişim programları ve araştırmalar hazırlıyoruz. ‘Kapsayıcı ürün tasarımları’ kapsamında; mikro sigortacılık, parametre bazlı sigortalar, yeşil sigorta ürünleri gibi daha ulaşılabilir modeller yaygınlaşacak. ‘Gençlere ve KOBİ’lere özel programlar’ bağlamında ise üniversitelerde yürüttüğümüz sigorta kariyer etkinlikleri, KOBİ’ler için dijital platformlarda sigorta farkındalığı projeleri önceliklerimiz arasında.
TES’e yaklaşımınız nedir?
BES, artık sadece bir tasarruf aracı değil; uzun vadeli yatırım fonu olarak görülmeli. Bugün BES’te fon büyüklüğü 2 trilyon TL’yi aştı, 2030 yılı hedefimiz ise 5 trilyon TL fon büyüklüğü. Yüzde 30 devlet katkısı, tasarruf kültürünün gelişimi açısından stratejik bir araç. 2026’da devreye girecek TES ile 20 milyondan fazla kişinin sisteme dahil olması ve fon büyüklüğünün GSYH’nin yüzde 10’una ulaşması bekleniyor. TES; çalışan, işveren ve devlet arasında dengeli bir model sunacak. Bu yapı hem tasarrufları artıracak hem de Türkiye’nin uzun vadeli yatırımlarının finansmanında çok güçlü bir kaynak oluşturacak.
Önümüzdeki dönem öne çıkacak üç ana başlık:
Dijitalleşmenin tam entegrasyonu: Yapay zekâ temelli underwriting ve hasar süreçleri sektörün iş yapış şeklini kökten değiştirecek.
Zorunlu Afet Sigortası’nın (ZAS) devreye girmesi: Türkiye’de risk yönetimini en temelden değiştirecek yapısal reformlardan biri olacak.
TES ile tasarrufların yeniden şekillenmesi: Uzun vadeli finansman mimarisi için bu sistem çok büyük bir kırılma yaratacak.
Sigorta sektörünün 2030 hedefleri:
• Prim üretiminin 24 milyar dolardan 50 milyar dolara çıkarılması,
• Sigortalılık oranının yüzde 2,8’den yüzde 5’e yükseltilmesi,
• BES fon büyüklüğünün 5 trilyon TL’ye ulaşması,
• Afet, sağlık, siber ve yeşil sigortada kapsamın iki katına çıkarılması,
• Katılım sigortacılığında yüzde 10’un üzerinde paya ulaşılması yer alıyor. Bu hedefler sadece finansal büyümeyi değil, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor.





