Trafik kazalarında hak sahiplerine doğrudan bilgilendirme önerisi

Sigorta sektöründe, özellikle trafik kazalarından kaynaklanan tazminat süreçlerinde vatandaşların haklarını yeterince bilmemesi önemli sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında düzenlenen hukuki sorumluluk çerçevesinde, zarar gören üçüncü kişilerin korunması amacıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) uygulanıyor.

Buna rağmen mevzuatın teknik yapısı, adli süreçlerin karmaşıklığı ve sigorta hukuku konusundaki bilgi eksikliği, kamuoyunda “hasar danışmanlık” veya “hasar takip şirketi” olarak bilinen aracı yapıların yaygınlaşmasına zemin hazırladı.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. ve 63. maddeleriyle düzenlenen avukatlık faaliyetlerine ilişkin tekel hükümlerinin ihlal edildiği, kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla elde edildiği ve vatandaşlardan yüzde 30 ile yüzde 50 arasında değişen yüksek komisyonlar talep edildiği yönündeki iddialar, bu alandaki tartışmaları gündeme taşıdı. Söz konusu yapılara yönelik adli soruşturmalar ve denetim faaliyetleri, hukuk güvenliği ve sigorta piyasasının sağlıklı işleyişi açısından önem taşıyor.

Ancak aracı yapıların faaliyetlerinin sona ermesi, tazminat hakkı bulunan vatandaşların bu haklardan haberdar olmaması halinde yeni bir mağduriyet riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle çözümün yalnızca denetim ve yaptırımlarla sınırlı kalmaması, kazazedelerin doğrudan bilgilendirilmesini sağlayacak bir kamu mekanizmasının da oluşturulması gerektiği belirtiliyor.

Değer kaybı uygulaması bedeni zararlar için örnek olabilir

SEDDK ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) altyapısı üzerinden yürütülen araç değer kaybı süreçleri, doğrudan bilgilendirme modelinin uygulanabilirliğine örnek gösteriliyor.

Daha önce araç sahiplerinin bilgi eksikliği nedeniyle değer kaybı alacaklarını düşük bedellerle devretmeleri veya bu süreçlerde aracı yapılara ihtiyaç duymaları önemli bir sorun oluşturuyordu. Hasar tespitini yapan bağımsız sigorta eksperlerinin değer kaybı raporlarını da düzenlemesi ve bu raporların doğrudan ilgili sürece aktarılması yaklaşımı, hak sahiplerinin bilgiye erişimini kolaylaştıran bir model olarak değerlendiriliyor.

Bu uygulamanın temel amacı, bürokratik işlemleri azaltmak, bilgi asimetrisini gidermek ve vatandaşların haklarını aracı şirketlere ihtiyaç duymadan takip edebilmesini sağlamak.

Önerilen yeni sistemde de benzer bir yaklaşımın, trafik kazalarından kaynaklanan bedeni zararlar bakımından hayata geçirilmesi gündeme geliyor.

Bedeni zarar tazminatlarında bilgi eksikliği mağduriyet yaratabiliyor

Bedeni zararlar, maddi hasarlara kıyasla daha kapsamlı hukuki değerlendirme ve teknik hesaplama gerektiriyor. Bu kapsamda öne çıkan başlıca tazminat türleri şöyle sıralanıyor:

o Destekten yoksun kalma tazminatı: Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında, ölümle sonuçlanan kazalarda vefat eden kişinin desteğinden yoksun kalan hak sahiplerinin talep edebileceği tazminat türü. Hesaplamalarda destek ilişkisi, kusur durumu ve aktüeryal veriler önem taşıyor.

o Maluliyet ve iş göremezlik tazminatları: TBK’nin 54. maddesi kapsamında değerlendirilen bedensel zararlar arasında sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve ilgili diğer zarar kalemleri bulunuyor.

o Bakıcı giderleri: Yaralanmanın niteliğine ve ihtiyaç durumuna bağlı olarak ortaya çıkabilen bakıcı giderleri de tazminat taleplerinin bir parçası olabiliyor.

o Tedavi giderleri: SGK tarafından karşılanmayan ve hukuken talep edilebilir nitelikteki tedavi giderleri, somut olayın koşullarına göre değerlendirilebiliyor.

Bu taleplerin kapsamının belirlenmesi, sağlık kurulu raporları ve diğer belgelerin incelenmesiyle mümkün olabiliyor.

Özellikle ağır yaralanma ve ölüm vakalarında kazazedelerin ve yakınlarının psikolojik açıdan zor bir dönemden geçmesi, hukuki süreçleri takip etmelerini güçleştirebiliyor. Bilgi eksikliği ve ekonomik sıkıntılar da vatandaşların haklarını düşük bedellerle devretme veya yanlış yönlendirmeler sonucunda kaybetme riskini artırabiliyor.

SGK ve ceza muhakemesi uygulamaları örnek gösteriliyor

Türkiye’de bazı kamu uygulamaları, vatandaşların hakları konusunda doğrudan bilgilendirilmesine yönelik örnekler sunuyor.

İş kazalarında SGK süreçleri kapsamında, gerekli bildirimler ve incelemeler doğrultusunda sigortalılara veya vefat eden çalışanların hak sahiplerine bilgilendirme yapılabiliyor. Bu yaklaşım, hak sahiplerinin ilgili mevzuattan doğan imkanlara erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Ceza muhakemesinde ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca şüpheliye haklarının bildirilmesi ve bu işlemin kayıt altına alınması öngörülüyor. Hakların usulüne uygun biçimde hatırlatılması esasına dayanan bu uygulama, trafik kazası mağdurları için hazırlanması önerilen bilgilendirme formuna örnek teşkil edebilecek modeller arasında gösteriliyor.

Trafik kazalarında “Kamusal Aydınlatma Formu” önerisi

Önerinin temelini, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında kaza tespit tutanağının düzenlenmesi sırasında standart bir “Kamusal Aydınlatma Formu” verilmesi oluşturuyor.

Bu kapsamda SEDDK, İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma birimleri ile Türkiye Barolar Birliği arasında bir iş birliği protokolü hazırlanması öneriliyor. Protokol doğrultusunda, kaza tespit tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin kazazedelere veya yakınlarına tazminat haklarına ilişkin temel bilgileri içeren bir form sunması hedefleniyor.

Formda yer alması önerilen başlıca başlıklar şöyle:

Ölümlü kazalarda hak sahiplerinin bilgilendirilmesi

Vefat eden kişinin yakınlarına, olayın koşullarına göre zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına, araç işletenine ve gerekli şartların bulunması halinde Güvence Hesabı’na karşı destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilecekleri açıklanacak.

Yaralanmalı kazalarda tazminat kalemlerinin açıklanması

Yaralanan kişilere sürekli veya geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri ve hukuken talep edilebilir tedavi giderleri gibi olası tazminat kalemleri hakkında temel bilgi verilecek.

Ceza soruşturması ile tazminat haklarının birbirinden ayrılması

Önerinin önemli unsurlarından biri de mağdurların ceza soruşturması sırasında verdikleri beyanların hukuki sonuçları konusunda bilinçlendirilmesi.

Uygulamada bazı mağdurların, insani nedenlerle veya sürücünün tutuklanmasını istemedikleri için kolluk ya da savcılık aşamasında “şikâyetçi değilim”, “maddi ve manevi talebim yoktur” veya “ibra ediyorum” şeklinde beyanlarda bulunabildiği belirtiliyor.

Ancak ceza soruşturmasında şikâyetten vazgeçilmesi ile özel hukuk kapsamında doğan tazminat haklarından feragat edilmesi aynı hukuki sonuçları doğurmuyor. Beyanın içeriği, kapsamı ve somut olayın özellikleri belirleyici olabiliyor.

Türk Borçlar Kanunu’nun 166. maddesi ve devamındaki hükümler çerçevesinde, birlikte sorumlu kişiler arasındaki ilişkiler de hukuki değerlendirmede önem taşıyor. Bununla birlikte, sürücünün ibra edilmesinin araç işletenini ve sigorta şirketini her durumda kendiliğinden sorumluluktan kurtardığı şeklinde genel bir sonuca varılamaz. İbranın geçerliliği ve kapsamı, ilgili mevzuat ve somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Hazırlanacak form aracılığıyla vatandaşlara ceza yargılamasındaki şikâyet iradesi ile özel hukuk kapsamındaki tazminat talepleri arasındaki farkın açık biçimde anlatılması amaçlanıyor.

Hukuki destek ve güvenilir başvuru kanalları

Formda, vatandaşların yetkisiz aracılara karşı dikkatli olmaları, tazminat talepleri için ilgili sigorta şirketine doğrudan başvurabilmeleri ve ihtiyaç halinde baroya kayıtlı bir avukattan hukuki destek alabilmeleri konusunda bilgilendirmeye yer verilmesi öneriliyor.

Böylece hak sahiplerinin, hukuki durumlarını değerlendirmeden vekâletname veya temlikname imzalamalarının ve yüksek komisyon yükleri altına girmelerinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

e-Devlet ve SBM üzerinden otomatik bildirim sistemi

Modelin bir diğer ayağını dijital altyapı oluşturuyor.

Kaza tespit tutanağının ilgili sistemlere işlenmesinin ardından, hukuki ve teknik şartların sağlanması kaydıyla, yaralanan kişilere veya vefat edenlerin belirlenmiş hak sahiplerine e-Devlet ve SMS üzerinden bilgilendirme gönderilmesi öneriliyor.

SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve TBB koordinasyonunda geliştirilebilecek sistemin, SBM altyapısıyla entegre çalışması da gündeme getiriliyor.

Bu kapsamda kişisel verilerin korunması, bildirimlerin doğru kişilere yönlendirilmesi, kanuni mirasçıların belirlenmesi ve verilerin yalnızca gerekli amaçlarla işlenmesi gibi hususların ayrıca düzenlenmesi gerekiyor.

Dijital bilgilendirme, vatandaşların olası tazminat haklarını öğrenmelerini kolaylaştırırken başvuru süreçlerine ilişkin güvenilir kaynaklara erişimlerini de destekleyebilir.

Elektrikli araçlarda sigorta maliyetleri nasıl değişiyor?
Elektrikli araçlarda sigorta maliyetleri nasıl değişiyor?
İçeriği Görüntüle

Kurumlar arası iş birliği çağrısı

Önerinin hayata geçirilebilmesi için SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği arasında kapsamlı bir iş birliği mekanizması kurulması gerektiği ifade ediliyor.

Böyle bir sistemin, yetkisiz aracı yapıların oluşturduğu bilgi boşluğunu azaltması, trafik kazası mağdurlarının haklarını daha bilinçli biçimde takip etmesini sağlaması ve tazminat süreçlerinde şeffaflığı artırması bekleniyor.

Ayrıca ceza soruşturması sırasında verilen beyanların olası hukuki sonuçları hakkında erken bilgilendirme yapılması, vatandaşların hak kaybı riskini azaltabilecek önleyici bir adım olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak, hasar danışmanlık ve hasar takip şirketlerine yönelik adli süreçlerin ardından yalnızca denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi değil, vatandaşların doğru bilgiye doğrudan erişebileceği kamusal bir sistemin oluşturulması da önem taşıyor.

Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında hak sahiplerine zamanında, açık ve güvenilir bilgi sunulmasını sağlayacak bir modelin geliştirilmesi; sosyal devlet anlayışı, hukuki güvenlik ve vatandaşların hak arama özgürlüğü açısından önemli bir reform önerisi olarak öne çıkıyor.

*Veriler hukukihaber.net'e aittir.