Sigorta sektörü, son yıllarda hem ekonomik dalgalanmaların hem de dijital dönüşümün etkisiyle önemli bir değişim
sürecinden geçiyor. Özellikle acente kanalı, değişen müşteri beklentileri, yeni regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm karşısında yeniden konumlanıyor. “Bugün artık sigorta acentesi yalnızca poliçe düzenleyen bir yapı değil; müşterisinin risklerini analiz eden, ihtiyaçlarını doğru okuyan ve uzun vadeli güven ilişkisi kuran bir danışmanlık merkezi haline geliyor” diyen TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut ile acente kanalının gündemini, dijitalleşmenin etkilerini ve sektörün geleceğini konuştuk.
2026 itibarıyla acente kanalının gündem maddeleri neler?
2026 yılı itibarıyla acente kanalında birkaç başlık çok net şekilde öne çıkıyor. Bunların başında sürdürülebilir
gelir yapısı geliyor. Artan maliyetler karşısında acentelerin finansal sürdürülebilirliğini koruyabilmesi sektörün
geleceği açısından kritik önem taşıyor. İkinci büyük gündem, dijital dönüşüm. Artık müşterilerin beklentileri çok değişti. Hızlı teklif almak, online işlem yapabilmek, anlık iletişim kurabilmek ve süreçleri dijital ortamda yönetebilmek temel beklenti haline geldi. Bu nedenle acentelerin teknoloji yatırımlarını artırmaları kaçınılmaz oldu. Uzmanlaşma konusu da giderek önem kazanıyor. Geçmişte daha genel bir yapı hâkimken bugün sağlık sigortaları,KOBİ sigortaları, siber riskler, alacak sigortaları, kefalet, bina tamamlama, sorumluluk, yangın, mühendislik sigortaları veya tarım sigortaları gibi
alanlarda uzmanlaşan acentelerin ciddi avantaj sağladığını görüyoruz. Acente kanalının kasko, trafik, konut, DASK, sağlık, seyahat sağlık, yabancı sağlık üretim oranlarının yüzde 75 üzerinde olmasına karşın 2025’te yangın sigortalarında acente kanalının payının yüzde 37 civarında olduğunu düşünürsek acenteler olarak yapacak çok iş olduğu, sektörün bu konuda önünün ne kadar açık olduğu net olarak görülüyor. Ayrıca genç insan kaynağının sektöre kazandırılması da üzerinde önemle durduğumuz başlıklardan biri.
Dijitalleşme süreci acente kanalını nasıl etkiliyor?
Dijitalleşme, artık sektör için bir seçenek değil; iş yapış biçiminin temel unsuru haline geldi. Ancak burada altını çizmek istediğim önemli bir nokta var: Dijitalleşme acentelerin alternatifi değil, onları güçlendiren bir araçtır. Üzülerek ifade etmek isterim ki, bazı sigorta şirketlerimiz üretimlerinin yüzde 75-80’den fazlası acente kanalından yapılmasına rağmen dijital kanalı kendi lehlerinde ‘haksız rekabet unsuru’ olarak kullanıyor. Bazıları fiyat/ prim indirimi yapmak, hediye kuponu ve akaryakıt, market vs indirim puanları vermek, bazıları ise acente teklif aldıktan sonra teklif alınan kişileri arayıp yüzde 9-10 indirim yapmak suretiyle, kendi acentesiyle haksız rekabet etmekte ve edilmesine göz yumuyor.
Bu konudaki önerileriniz neler?
Acente meslektaşlarıma çağrım; bu ve benzeri haksız uygulamalar yapan sigorta şirketlerinden üretim yapmamaları bu konuda tepki göstermeleri. Sigorta, güven ilişkisi üzerine kurulu bir sektör. Müşteri özellikle hasar anında karşısında ulaşabileceği, güven duyduğu bir muhatap görmek istiyor. Dolayısıyla insan temasının önemi devam ediyor. Fakat bu ilişkiyi artık teknolojiyle desteklemek gerekiyor. Diğer taraftan müşteri beklentileri de değişiyor. Artık tüketici yalnızca
fiyat odaklı değil; hızlı hizmet, erişilebilirlik, şeffaflık ve kaliteli danışmanlık da talep ediyor. Bu nedenle teknolojiyle
insan ilişkisinin doğru dengelenmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli süreçler, veri analitiği ve kişiselleştirilmiş sigorta çözümleri sektörün dönüşümünde daha belirleyici olacak. Ancak hangi teknoloji devreye girerse girsin, acentelerin güven veren danışman rolü önemini korumaya devam edecek.
Doğal afetler ve kriz dönemlerinde acentelerin rolü yeterince güçlü mü?
Acenteler vatandaşla doğrudan temas kuran yapılar. Risk farkındalığının artırılması, doğru ürünlerin anlatılması ve sigorta bilincinin geliştirilmesi konusunda çok önemli görev üstleniyorlar. Öncelikle afet ve kriz yönetimi konusunda
acentelere yönelik eğitimler artırılmalı. Acentelerin iş sürekliliği planlarının güçlendirilmesi, dijital altyapılarının kesintisiz çalışabilecek şekilde geliştirilmesi ve kriz iletişimi konusunda desteklenmesi büyük önem taşıyor. Afet dönemlerinde en
kritik konulardan biri hızlı erişim ve doğru bilgilendirme oluyor. Müşteriye hızlı ulaşabilen, hasar süreçlerini etkin yönetebilen ve koordinasyonu güçlü olan acenteler bu süreçlerde çok daha etkili sonuçlar alabiliyor. Ayrıca kamu,
sektör ve meslek örgütleri arasında daha güçlü koordinasyon mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle afet sonrası hasar süreçlerinde standartlaşma ve hız büyük önem taşıyor.
Son dönemdeki düzenlemeler acente yapısını nasıl etkiledi?
Sigorta sektöründe son dönemde hayata geçirilen düzenlemeler, sektörün daha güçlü, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından önemli katkılar sağladı. Özellikle tüketici haklarının korunması,
veri güvenliği, mali yapının güçlendirilmesi ve operasyonel standartların yükseltilmesi adına önemli adımlar
atılıyor. SEDDK’nın daha çevik olması ve sektör paydaşları ile daha fazla istişarede bulunması, özellikle denetim
açısından daha etkin olması gerektiği kanaatindeyim. Genel tabloya baktığımızda sektörün değişime uyum sağlama
konusunda önemli bir mesafe kat ettiğini söyleyebiliriz. Ancak önümüzdeki dönemde eğitim, teknolojik altyapı ve mesleki standartların geliştirilmesi konuları önemini korumaya devam edecek.
“Müşterinin güven duyduğu danışmana olan ihtiyacı devam edecek”
“Sigorta sektörü Türkiye ekonomisinin stratejik alanlarından biri. Önümüzdeki dönemde hem ekonomik dönüşüm hem de iklim riskleri, dijitalleşme ve yeni nesil müşteri beklentileri sektörün önemini daha da artıracak. Bu süreçte acentelerimizin en büyük gücü, güven ilişkisi olacak. Teknoloji gelişecek, iş modelleri değişecek ancak müşterinin güven duyduğu danışmana olan ihtiyacı devam edecek. Bizim hedefimiz; daha güçlü, daha eğitimli, teknolojiyi etkin kullanan ve toplumsal risk bilincine katkı sağlayan bir acente yapısını geleceğe taşımak. Çünkü sigorta sektörü yalnızca ekonomik güvence değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın da en önemli unsurlarından biri.”




