Sigorta yaptırırken çoğu kişi prim tutarı ve teminat limitlerine odaklanırken, poliçede yer alan muafiyet maddesi çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Oysa hasar gerçekleştiğinde sigortalının karşılayacağı tutarı doğrudan etkileyen bu uygulama, tazminat hesaplamasında önemli rol oynuyor. Bu nedenle poliçe imzalanmadan önce muafiyet şartlarının dikkatle incelenmesi öneriliyor.
Muafiyet uygulaması nasıl işliyor?
Muafiyet, meydana gelen hasarın belirli bir bölümünün sigortalı tarafından karşılanmasını ifade ediyor. Poliçede sabit tutarlı veya yüzde oranlı muafiyet uygulanabiliyor. Hasar tutarı belirlenen muafiyet sınırının altında kalırsa ödeme yapılmayabilir, üzerindeyse muafiyet düşüldükten sonra kalan tutar karşılanabiliyor.
Her sigorta branşında farklı uygulanabiliyor
Muafiyet uygulaması yalnızca kasko sigortasında değil; konut, iş yeri ve sağlık sigortası gibi farklı branşlarda da kullanılabiliyor. Ancak uygulama şekli ve oranları poliçe şartlarına göre değişiklik gösterebiliyor. Bu nedenle aynı teminat adına sahip iki poliçede farklı muafiyet koşulları bulunabiliyor.
Prim avantajı sağlayabilir
Muafiyetli poliçeler, bazı durumlarda daha düşük primle düzenlenebiliyor. Ancak uzmanlar, yalnızca prim avantajına odaklanmanın doğru olmadığını vurguluyor. Olası bir hasar durumunda sigortalının üstleneceği maliyet de değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Poliçe okunmadan imzalanmamalı
Sigorta uzmanları, poliçe teslim alındığında teminat limitlerinin yanı sıra istisnalar, muafiyet oranları ve özel şartların da mutlaka incelenmesini öneriyor. Küçük gibi görünen bir muafiyet maddesi, hasar anında beklenenden farklı bir ödeme tablosuyla karşılaşılmasına neden olabiliyor. Bu nedenle poliçe kapsamının sigortalının ihtiyaçlarına uygun olup olmadığı sözleşme yapılmadan önce dikkatle değerlendirilmeli.




