Sigorta sektöründeki kariyer yolculuğunuzdan ve sizi bugün bulunduğunuz noktaya getiren deneyimlerinizden bahseder misiniz?
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, aynı üniversitede Finansal Mühendislik alanında yüksek lisans yaptım ve ardından New York Üniversitesi Stern School of Business’ta MBA programını tamamladım. Profesyonel kariyerime 2004 yılında bankacılık sektöründe başladım. İş Geliştirme, Strateji ve Bireysel Bankacılık departmanlarında çeşitli görevler üstlendim, sonrasında KOBİ Bankacılığı Direktörlüğü pozisyonunda sorumluluk aldım. Ardından sigorta sektörüne geçerek Pazarlama ve Strateji alanında üst düzey yöneticilik yaptım. Bu dönemde büyüme ve dönüşüm projelerine liderlik etme fırsatı buldum. Bugün Sompo Sigorta’da Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaparken, edindiğim tüm bu deneyimlerin şirketimizin stratejik hedeflerine değer kattığına inanıyorum.
Sompo Sigorta’nın acente yapılanmasında “yeni nesil ürün acenteliği” yaklaşımını sıkça duyuyoruz. Bunu nasıl tanımlarsınız?
Acenteler, bizim sigortacılıktaki en önemli paydaşlarımız. Yıllardır süregelen iş modelinde acenteler yalnızca satış kanalı gibi görülürdü, fakat biz Sompo’da bunun çok ötesinde bir bakış açısı benimsiyoruz. Yeni nesil ürün acenteliği dediğimiz yaklaşım; acentelerimizi dijital çözümlerle güçlendirdiğimiz, ürün çeşitliliğini onların müşteriye daha rahat sunabilecekleri bir çerçevede yeniden tasarladığımız bir modeldir. Burada önemli olan, acentelerin hem teknolojiyi hem de müşteriyi çok iyi tanıyarak, doğru ürünü en hızlı şekilde buluşturabilmeleridir. Acentelerimizin iş yapış biçimlerini kolaylaştıracak adımlar attıkça, onların müşteriyle kurduğu güven bağı da daha güçlü hale geliyor. Bizim için yeni nesil ürün acenteliği, sadece poliçe üretmek değil; sürdürülebilir bir iş ortaklığı kültürü oluşturmak demektir.
Geçtiğimiz dönemde “Sompo ile Kahve Sohbetleri” adıyla sahada acentelerle buluşmaya başladınız. Bu buluşmaların yansımaları nasıl oldu?
Açık söylemek gerekirse, bu buluşmalar bizim için çok değerli bir deneyim oldu. Çünkü masa başında yapılan analizler veya raporlar bize bir noktaya kadar fikir veriyor, ama sahadaki acentemizin gözünden dinlemek bambaşka bir perspektif kazandırıyor. “Sompo ile Kahve Sohbetleri” ile biz, acentelerimizin bulunduğu yerde, onların gündelik akışına dahil olarak görüşlerini dinleme fırsatı bulduk. Bu sayede hem operasyonel süreçlerde farkında olmadığımız ihtiyaçları gördük hem de yeni ürün geliştirme süreçlerinde onların beklentilerini daha somut şekilde aldık. Geri dönüşlerin oldukça olumlu olduğunu söyleyebilirim. Acenteler, bu samimi iletişimin devam etmesini özellikle istiyor. Biz de bunun sadece bir proje değil, sürekli hale gelecek bir iletişim kanalı olmasını hedefliyoruz.
Sompo Sigorta’nın sektörde öne çıkan güçlü yönlerini nasıl özetlersiniz?
Sigortacılığın temelinde güven ve sürdürülebilirlik vardır. Biz de Sompo Sigorta olarak tam da bu iki değeri işimizin merkezine koyuyoruz. Geniş ürün yelpazemiz sayesinde bireysel müşterilerden büyük işletmelere kadar çok farklı ihtiyaçlara cevap verebiliyoruz. Buradaki gücümüz yalnızca ürün sayımızdan gelmiyor; ürünlerimizin fiyatlandırma yapısı, tarife gücü ve operasyonel esnekliği bizi farklı kılıyor. Ayrıca uluslararası bir grubun parçası olmamız, bilgi birikimi ve global deneyimle Türkiye pazarına değer katmamıza imkân veriyor. Bunun yanında müşteri odaklı stratejilerimiz, süreçlerimizi sürekli geliştirmemizi sağlıyor. Bizim için bir poliçeyi satmak değil, o poliçenin arkasında müşterimize huzur ve güven vermek esas hedef oluyor. İşte bu yaklaşım, Sompo’yu sektörde farklılaştıran en güçlü yönlerimizden biridir.
Trafik sigortalarında hasar maliyet endeksi uygulaması sektörde gündem oldu. Sompo Sigorta olarak bu düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Trafik sigortaları uzun yıllardır sektörün en çok tartışılan konularından biri. Özellikle tavan fiyat uygulaması ile maliyetler arasındaki dengesizlik hem şirketler hem de müşteriler için sorunlar yaratıyordu. Bu yılın başında getirilen hasar endeksi sistemiyle birlikte maliyet artışları doğrudan fiyatlara yansıtılabilir hale geldi. Asgari ücret, araç fiyatları ve yedek parça maliyetleri gibi temel parametrelerin dikkate alınması, sistemin daha adil bir zemine oturmasını sağladı. Sompo olarak bu düzenlemeyi sektörün sürdürülebilirliği adına olumlu buluyoruz. Çünkü fiyatlandırmada öngörülebilirlik artıyor ve bu da hem şirketlerin finansal yapısını koruyor hem de müşteriye verilen hizmetin sürdürülebilir olmasını sağlıyor.
Kasko ve trafik sigortalarında Sompo Sigorta’nın pazar payını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu branşlar sigorta sektörünün omurgasını oluşturuyor. Biz de bu alanlarda müşterilerimize hem fiyat hem de hizmet kalitesi anlamında güçlü çözümler sunuyoruz. Kasko tarafında müşteri memnuniyetini artıran, hasar süreçlerini hızlandıran uygulamalarımız öne çıkıyor. Trafik sigortasında ise tarife gücümüzü etkin bir şekilde kullanarak, rekabetçi ama aynı zamanda sürdürülebilir fiyatlama yapabiliyoruz. Burada temel amacımız, kısa vadeli pazar payı artışları değil, uzun vadeli dengeli bir sürdürülebilirlik yakalamak. Bu yaklaşım sayesinde müşterilerimiz bize güven duyuyor, acentelerimiz de sürdürülebilir iş hacmi yaratabiliyor.
Son dönemde sigorta sektöründe teknolojiye dayalı çözümler öne çıkıyor. Sompo Sigorta bu alanda neler yapıyor?
Teknoloji bizim için yalnızca bir araç değil, iş yapış şeklimizin ayrılmaz bir parçası. Müşteriyle her temas noktasında geri bildirim almayı sağlayan NPS sistemi, teknolojiyi süreçlerimize entegre etmemizin en somut örneklerinden biri. 2,9 milyon müşterimiz ve 2,6 milyon poliçemizle oldukça geniş bir portföyü yönetiyoruz. Bu büyüklüğü etkin yönetebilmek için süreçleri basitleştiren, müşterinin ihtiyacını hızlı ve doğru şekilde karşılayan dijital çözümler geliştirdik. Ayrıca Japon kültüründe kökleri olan “Kaizen” yaklaşımı bizim teknoloji vizyonumuza da yön veriyor. Her gün bir adım daha ileri gitmek felsefesiyle, dijitalleşme yatırımlarımızı sürekli geliştiriyoruz. Amacımız, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil; gelecekteki müşteri beklentilerini de öngörerek çözümler üretmek.
Müşteri iletişiminde bugüne kadar izlediğiniz strateji ve bundan sonraki hedefleriniz neler olacak?
Müşteri, bizim için tüm stratejilerin başlangıç noktası. Bugüne kadar yaptığımız her çalışmada müşteriyi dinlemeyi, anlamayı ve onların beklentilerine uygun çözümler geliştirmeyi öncelik haline getirdik. Düzenli olarak yaptığımız analizler, anketler ve her işlem sonrasında uyguladığımız NPS ölçümleriyle müşterimizin memnuniyetini sürekli takip ediyoruz. Bu yaklaşım, bize yalnızca güçlü yönlerimizi değil, geliştirmemiz gereken noktaları da net şekilde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, müşteri deneyimini daha da ileri taşıyarak, Sompo markasını yalnızca bir sigorta şirketi değil, güven duygusunun sembolü haline getirmek. Japon kültüründen aldığımız “Kaizen” felsefesi de bu noktada yol gösterici oluyor; biz her gün biraz daha iyi olmayı, her gün müşterilerimize bir adım daha yakın olmayı hedefliyoruz.
Sigorta sektörüne yönelik vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sigortacılık, bireylerin ve kurumların geleceğe güvenle bakmasını sağlayan stratejik bir sektör. Türkiye gibi doğal afet riski yüksek, ekonomik dalgalanmalara açık bir ülkede sigortanın önemi çok daha büyük. Bizim en büyük dileğimiz, sigortanın toplumda daha geniş kesimler tarafından benimsenmesi ve bir lüks değil, temel ihtiyaç olarak görülmesi. Bu dönüşüm, yalnızca sektörün büyümesi için değil, aynı zamanda ülke ekonomisinin istikrarı için de kritik. Sompo Sigorta olarak biz, müşterilerimize en iyi hizmeti sunmaya devam ederken, sektörün gelişimine de katkı sağlayacak her türlü iş birliğine açık olacağız.



