Türkiye, nüfusu ve ekonomik büyüklüğüyle dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almasına karşın sigortacılıkta aynı konumu henüz yakalayabilmiş değil. Küresel sigorta pazarında 7,2 trilyon dolarlık prim üretimi gerçekleşirken, Türkiye’nin bu üretimden aldığı pay yüzde 0,45 seviyesinde kalıyor.

Başka bir ifadeyle, dünyada üretilen her 1.000 dolarlık sigorta priminin yalnızca 4,5 doları Türkiye’den geliyor. Bu tablo Türkiye’yi küresel sigorta liginde 30’uncu sıraya yerleştiriyor.

Dünya prim üretiminin yarısından fazlası üç ülkeden

Küresel sigorta pazarının zirvesinde ise ABD bulunuyor. ABD, tek başına 3,22 trilyon dolarlık prim üretimiyle dünya sigorta pazarındaki ağırlığını sürdürüyor.

ABD’nin ardından Çin ve İngiltere geliyor. Bu üç ülkenin toplam prim üretimi, dünya genelindeki toplam primlerin yaklaşık yüzde 55’ini oluşturuyor.

Bu yoğunlaşma, sigortacılıkta pazar büyüklüğünün yanı sıra ekonomik gelişmişlik, sigortalılık bilinci, finansal derinlik ve sigorta ürünlerine erişimin de belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Hedef: 2030’da ilk 10

Türkiye açısından ise mevcut tablo bir sınırdan çok önemli bir büyüme potansiyeline işaret ediyor. Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) 2030 stratejisi, sektörün küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmasını hedefliyor.

Strateji kapsamında prim üretiminin 2030’da 44,3 milyar dolara çıkarılması ve Türkiye’nin dünyanın ilk 10 sigorta pazarı arasına girmesi hedefleniyor.

Trafik sigortasında prim farkı yabancı plakayı artırdı: İtalya’da yeni trend sigorta maliyetinden kaçmak
Trafik sigortasında prim farkı yabancı plakayı artırdı: İtalya’da yeni trend sigorta maliyetinden kaçmak
İçeriği Görüntüle

Bu hedef, yalnızca toplam prim üretiminin artırılmasını değil, Türkiye’de sigortacılığın ekonomik hayatın çok daha geniş bir bölümüne yayılmasını da beraberinde getiriyor.

Büyümenin adresi sahada

Türkiye’nin dünya sigorta liginde 30’uncu sıradan ilk 10’a yükselmesi, yalnızca sektörün toplam rakamlarının büyümesiyle mümkün olmayacak. Bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biri ise sahadaki sigorta acenteleri olacak.

Türkiye genelinde müşteriye en yakın noktada faaliyet gösteren acenteler; sigorta ürünlerinin tanıtılması, sigortalılık bilincinin artırılması ve henüz sigortayla tanışmamış geniş kitlelerin sisteme dahil edilmesinde kritik rol üstleniyor.

Dolayısıyla küresel sıralamada yukarı çıkmak, yalnızca büyük şirketlerin veya makroekonomik göstergelerin değil, sektörün sahadaki tüm paydaşlarının birlikte büyümesini gerektiriyor.

Türkiye’nin nüfusta 18’inci, ekonomide 17’nci olduğu küresel sıralamada sigortacılıkta 30’uncu basamakta bulunması, sektörün önündeki büyüme alanını da net biçimde gösteriyor. 44,3 milyar dolarlık prim üretimi ve ilk 10 hedefi, bu potansiyelin ekonomik değere dönüştürülmesi açısından önemli bir eşik olacak.