Pandemi ve Rusya-Ukrayna krizi nedeniyle tüm dünyada yaşanan gıda tedariki problemi ülkeleri yeni arayışlar içine sokarken, Türkiye’de de tarım alanlarının daha etkin kullanılması, ürün sigortası kapsamının genişletilmesi ve gelir garantili üretim modelleri üzerinde çalışma yapılıyor.

Tarım alanlarının daha etkin kullanılması, boş tarım arazilerinin üretime açılması ve üreticinin sattığı üründen hak ettiği geliri kazanması için farklı formüller tartışmaya açıldı. Türkiye’de devlet destekli gelir garantili üretim modeline geçilmesi durumunda tarım ürünlerine ilişkin sigorta sisteminin kapsamının da genişletilmesi hedefleniyor. AK Parti kaynakları, ‘İngiliz modeline’ benzer bir sistemin kurularak, üreticinin ürününü sigortalatması durumunda devlet tarafından gelir garantisi verileceğini kaydetti. Türkiye’de şu anda primin yüzde 50’si devlet tarafından ödenmesine rağmen, tarım ürünlerindeki sigorta oranı yüzde 20’yi geçmiyor.

AK Parti kaynakları, Tarım Bakanlığının üretimin havza bazlı olması ve gelir garantili üretim modeli üzerinde çalıştığını belirterek, yapılan çalışmaları şöyle anlattı:

İster devlete ister başka yere sat

Gelir garantili üretim modeline geçilmesi için uzun zamandır bir çalışma yapılıyor. Yani üretim havza bazlı olacak. Nerede ne ekileceği önceden belirlenecek. Sigorta kapsamlarının genişletilmesi ve sözleşmeli üretim ile birlikte bunların hepsi bir bütün. Kırsalda şu anda artık başka iş yapacak durumda olmayan, sermayesi olmayan kişilerle tarım ve hayvancılık yapılıyor. Bu durumda olanlar başka bir imkân bulunca da gidiyor. Böylece o birikim yok oluyor. Bu kişileri orda tutmak, başka iş bulunca bu işi bırakmalarını önlemek lazım. Gelir garantili modelde, kırsalda üretim yapanlar önümüzdeki 10 yıl içinde ne ekeceğini ne kazanacağını bilecek. Bu olmazsa, bir plan yapılmazsa, üretici tarımı fırsat bulursa kaçacak bir alan olarak görecek.

Devlet, ‘Şu ürünü ekersen ister bana sat ister başka yere sat. Ama sana şu fiyatı veriyorum. Bunun üzerinde başkalarına satarsan sat, Ama ben senden bu fiyatın altında almayacağım’ diyecek. Devlet üreticinin ürününün arkasında duracak. Tarım Bakanlığı planlama yapacak. ‘Şu topraklarla şu ürünleri ekeceksin’ diyecek. Bu plana göre ekerse üreticiyi destekleyeceğini ve ürüne hak ettiği fiyatı vereceğini garanti edecek. Devlet danışmanlık hizmeti verecek gerekirse. Tohum, fide, gübre desteği verecek.

Planlı üretim, fiyatları dengeler

Gelir garantili üretim modeli, sistemin de önünü açacak. 3-5 yıl içinde planlı üretime zorlayacak bizi. Piyasa dengesi ve fiyat dengesi kurulacak. Belki bir süre sonra devletin bu kadar desteğine de ihtiyaç kalmayacak. Üretici, devletin arkasında olduğunu bilecek ve güvenceli olarak ekecek. Şu anda 36 ayrı kalemde destek var. Çiftçi istiyor ki bu destekler iki dönemde yani bahar ve sonbaharda verilsin. Yıl içinde parça parça verilmesin. ‘Sadeleştirin’ diyor. Bu konuda da bir hazırlık söz konusu.

Bütün bunlara bağlı olarak tarım sigortası sistemi değiştirilecek. Şu anda tarım desteklerinden yararlanmak için sigorta yaptırma zorunluluğu yok. Ama gelir garantili modele geçince sigorta yaptırmak zorunlu olacak. Üretici ürününü sigortalatacak. Devlet de yine prim desteği verecek. Üreticinin bütün ürünlerinin sigorta kapsamında olması lazım. Şu anda İngiltere’deki tarım sigortası modeli üzerinde bir çalışma yapılıyor. Gelir garantili üretim modeline geçildiğinde sigortanın da kapsamının genişletilmesi hedefleniyor.

Kaynak: Yeni Akit