SEKTÖR

Türkiye Sigorta Genel Müdürü Atilla Benli; “Sektör olarak Türkiye ekonomisinin sürdürülebilirliğinde kritik fonksiyon üstleniyoruz”

Sabah Gazetesi 35. Yıl Sektör Buluşmaları Sigorta Paneli’ne konuşmacı olarak katılan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli sigorta sektörünün geride bıraktığı yı...

Sabah Gazetesi 35. Yıl Sektör Buluşmaları Sigorta Paneli’ne konuşmacı olarak katılan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli sigorta sektörünün geride bıraktığı yıl, önümüzdeki döneme ilişkin hedef ve beklentileri ile sektörün ekonomideki taşıyıcı rolüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Benli, sermaye piyasalarını destekleyen en önemli alanın sigorta ve emeklilik sektörü olduğunu vurgularken, sektörün GSYH içerisindeki payını artıran ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarabildiklerine dikkat çekti. Sabah Gazetesi’nin 35. Kuruluş Yıldönümü kapsamında sigorta sektörü temsilcilerini bir araya getirdi. Sigorta paneline Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Sayın Dr. Nureddin Nebati, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Derneği Başkanı Türker Gürsoy, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Genel Müdürü Zafer Sönmez, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, SEİK Başkanı Ahmet Nedim Erdem, SAİK Başkanı Levent Korkut, Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Başkan Yardımcısı Tarık Serpil katıldı. Toplantı kapsamında Sigorta Paneli’ne konuşmacı olarak katılan Atilla Benli sektörün 2020 yılı fotoğrafını çekerken, gelecek döneme ilişkin hedef ve beklentilerini paylaştı. Türkiye Sigorta’nın birleşme dönemine de değinen Atilla Benli; “6 farklı kültüre sahip sigorta şirketi bir araya gelerek çok güçlü, piyasa yapıcı ve lider bir şirket haline geldi. Dünyadaki örneklerinden farklı olarak birleşme sonrasında pazar payımızı da artırdık. Bu başarıda emeği geçen 2.600 gizli kahramana çok güveniyorum. Büyük bir cesaretle teminat bulunamayan alanlarda bile teminat sağlayarak sektörde lider olduğumuzu gösterdik.” dedi.   Sigortacılık ve emeklilik sektörünün Türkiye ekonomisi için üstlendiği en temel fonksiyonları, teminat sağlama ve fon arzı olarak ifade edebileceğini belirten Atilla Benli, teminat fonksiyonunun yatırımların güvence altına alınması yoluyla finansmana erişimi kolaylaştırması ve kişi ila kurumların olası bir risk karşısında hayatlarına kaldığı yerden devam edebilmeleri konularında fayda sağladığına değindi. Fon arzı fonksiyonunun ise, ekonomik büyüme için ihtiyaç duyulan finansmana kaynak sağlama işlevini yerine getirdiğini belirten Benli sözlerini şöyle sürdürdü; “Sermaye piyasalarını destekleyen en önemli sektör şüphesiz sigorta ve emeklilik sektörü olarak öne çıkıyor. Sigorta ve emeklilik sektörünün GSYH içerisindeki payını artıran ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarabildikleri gözlemleniyor. Sigortacılık sektörü; finansmana erişim, kamu üzerindeki risklerin hafifletilmesi, yurt içi tasarrufların artırılması yoluyla fonlama maliyetinin düşürülmesi, kayıt dışılığın engellenmesi yoluyla vergi gelirlerinin artmasına katkı sunması, riskin dağıtılması yoluyla olası büyük hasarlarda tazminat ödemelerinde reasürans yoluyla ülkeye nakit girişinin sağlanması gibi daha birçok konuda ekonomiye katkı sunmaktadır”.   “Sektör olarak 2020’de zorlu ama bir o kadar da başarılı bir sınav verdik”   2020 yılında yaşanan doğal afetler ve pandemi sürecinde sigortalıların yanında yer alarak başarılı bir sınav verdiklerini ve sektörün reasürans şirketleriyle beraber aktif büyüklüğünün yılın 3. çeyreği itibarıyla yaklaşık 290 milyar TL’ye ulaştığını kaydeden Benli; “Mart ayından itibaren pandeminin etkisiyle sektörün üretimde yüksek paya sahip kasko, trafik, ferdi kaza ve sağlık sigortalarında daralma yaşanmakla birlikte yeni normale dönüşle toparlanma gözlenmeye başlandı. Hayat branşında 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında aylık bazda yüzde 100’ün üzerinde büyüme gerçekleşti. Ödediğimiz tazminatlarla kişi ve kurumların hayatlarına kaldıkları yerden devam etmelerini sağlıyoruz. 2020’nin üçüncü çeyreği itibarıyla 28 milyar TL’si hayat dışı 3,4 milyar TL’si hayat olmak üzere üstlendiğimiz tazminat tutarı 31,4 milyar TL oldu. Diğer yandan COVID-19 döneminde üstümüze düşeni yaptık. Teminat kapsamı dışında olmasına rağmen salgından kaynaklanan tedavi giderlerinin özel sağlık sigortası kapsamında karşılanması için harekete geçtik. Proaktif bir yaklaşımla gündem yaratan bir sektör olmak ve sektörümüzün ülke ekonomisine katkısını artırmak için çalıştık. Keza doğal afetlerde de sektörümüz hemen sahaya inerek tazminat ödemelerini tamamlayarak başarılı bir sınav verdi. İzmir depreminde zorunlu deprem sigortası ile ilgili olarak DASK tarafında 23.300’ün üzerinde hasar dosyası için 180 milyon TL tazminat ödemesi yapıldı. DASK dışındaki sigortalar ile ilgili olarak ise şirketlerimizde 6.000’a yakın hasar dosyası açıldı. Bu dosyalar için ödenen ve ayrılan karşılıkların toplamı yaklaşık olarak 150 milyon TL’yi aşmaktadır.” dedi.   Sigorta penetrasyon oranı düşüklüğünün yükseltilmesi konusunun sektör için en önemli fırsat alanlarından biri olduğunu söyleyen Atilla Benli; “Sektörümüz ülke ekonomisinin sürdürülebilirliği için çok kritik bir fonksiyon üstleniyor. Ancak penetrasyon oranlarına baktığımızda kat etmemiz gereken mesafe olduğunu görüyoruz. 2019 yılsonu itibarıyla penetrasyon oranı tüm dünya için yüzde 7,2 iken; Türkiye’de bu oran yüzde 2,2 civarındadır. Ülkemizde 2019 yılı verilerine göre hayat dışında penetrasyon oranı yüzde 1,3 iken; hayat ve emeklilikte bu oran yüzde 0,9 düzeyinde seyrediyor. Bu oranlar çok düşük olmakla birlikte, alınacak yol anlamında hepimize hedef de koyuyor” dedi.   Önümüzdeki süreçte Katılım Sigortacılığı büyük fırsat Sektör için önümüzdeki dönemde önemli fırsatlardan birinin Yeni Ekonomi Programı’nda (2021-2023) öncelikli konu olarak belirtilen, katılım sigortacılığı olduğunu belirten Atilla Benli sözlerini şöyle sürdürdü; “2009 yılından bu yana ülkemizde katılım sigortacılığı yapılıyor ve sektör prim üretimi içindeki payı yüzde 5’e ulaşmış durumda. Hassasiyetleri nedeniyle daha önce sigorta sistemine mesafeli yaklaşan kişilerin ihtiyaçları ve beklentileri ile uyumlu ürünleri sunarak, İslami Finans Değer Zinciri’nin önemli bir bileşeni olan katılım sigortacılığını daha da ileri taşımalıyız. Bunların yanı sıra pandemi dolayısıyla sağlık sigortaları ve finansal sigortalar tarafında talepte artış görüyoruz. Dijitalleşmenin tüm süreçlerimize etkisi önemli fırsatları beraberinde getiriyor. SEDDK’nın kuruluşu ve faaliyetlerine başlaması dolayısıyla, kamu otoritesi ve sigorta sektörü arasındaki etkin iletişim ve sinerji sektörümüzün gelişimi için pek çok fırsat barındırıyor. Sektörümüz acenteleri, brokerleri, eksperleri, anlaşmalı kurumları ve diğer tüm paydaşlarıyla önümüzdeki dönemde de sigortalılarımızın yanında olmaya, ekonomimiz içerisindeki konumunun daha iyi seviyelere gelmesi için çalışmaya, üretmeye ve istihdamı desteklemeye devam edecektir.”