Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Azerbaycan Sigortacılar Birliği ev sahipliğinde Bakü'de düzenlenen Azerbaycan Uluslararası Sigorta Forumu'na (AIIF 2026) katıldı. 25 ülkeden sektör temsilcilerini buluşturan forumda konuşan Yaşar, sigortacılığın ekonomik dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından üstlendiği stratejik role dikkat çekti.
"Riskler büyüyor, sigortanın önemi artıyor"
Konuşmasında küresel ölçekte iklim değişikliği, doğal afetler, siber tehditler, yaşlanan nüfus ve yapay zekâ kaynaklı dönüşümlerin yeni risk alanları oluşturduğunu belirten Yaşar, risklerin artık daha karmaşık, daha büyük ve sınır tanımayan bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
"Sigorta artık yalnızca hasar ödeyen bir sektör değil; riskleri yöneten, ekonomileri güçlendiren ve toplumların dayanıklılığını artıran stratejik bir sektördür." diyen Yaşar, sigortanın bugün ekonomik kalkınmanın finansmanı ve toplumsal güvenin temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade etti.
Forum kapsamında ele alınan emeklilik sistemleri, reasürans çözümleri, afet dayanıklılığı, sağlık sigortaları, banka sigortacılığı ve yapay zekâ uygulamalarının ortak hedefinin daha dayanıklı ekonomiler ve daha güvenli toplumlar oluşturmak olduğunu vurguladı.

2030 hedefi: 50 milyar dolar prim üretimi
Türkiye sigorta sektörünün son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığını belirten Ahmet Yaşar, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla sektörün aktif büyüklüğünün 4,2 trilyon TL'ye, öz sermayesinin ise 459 milyar TL'ye yükseldiğini, yılın ilk beş ayında ise toplam prim üretiminin 622 milyar TL seviyesine ulaştığını kaydetti.
Yaklaşık 31 milyar dolarlık üretim hacmiyle Türkiye'nin dünyanın önemli sigorta pazarlarından biri haline geldiğini belirten Yaşar, "Asıl mesele daha fazla prim üretmek değil, daha fazla insanı ve işletmeyi güvence altına alabilmektir." dedi.
Türkiye Sigorta Birliği'nin 2030 vizyonunu da paylaşan Yaşar, hedeflerinin 50 milyar dolar prim üretimi ve yüzde 5 sigorta penetrasyonu olduğunu açıkladı.
"Sigortasızlık artık başlı başına bir risktir"
Konuşmasının önemli başlıklarından biri de "koruma açığı" oldu.
Ekonomik kayıplarla sigortalı kayıplar arasındaki farkın azaltılması gerektiğini belirten Yaşar, "Sigortasızlık artık başlı başına bir risktir." ifadesini kullandı.
Yaşar, yüksek sigortalılık oranlarının yalnızca bireyleri değil; işletmeleri, bankacılık sistemini, kamu maliyesini ve ekonomik büyümeyi de koruduğunu belirterek, afetlere karşı dayanıklı ekonomilerin güçlü sigorta sistemleriyle mümkün olacağını söyledi.
BES'te 18 milyon katılımcı, 3,5 trilyon TL'lik kaynak
Bireysel Emeklilik Sistemi'nin Türkiye ekonomisine sağladığı katkıya değinen Yaşar, BES ve Otomatik Katılım Sistemi'nde katılımcı sayısının 18 milyonu, fon büyüklüğünün ise 2,4 trilyon TL'yi aştığını söyledi.
Sigorta şirketlerinin yönettiği fonlarla birlikte sektörün toplam yönettiği kaynağın 3,5 trilyon TL'ye ulaştığını belirten Yaşar, sigorta sektörünün Türkiye'nin en büyük kurumsal yatırımcılarından biri haline geldiğini ifade etti.
"Yapay zekâ güvenin yerini alamaz"
Sigortacılıkta yapay zekânın risk analizi, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Yaşar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
"Güveni inşa eden unsur algoritmalar değil; güçlü kurumlar, sağlam düzenlemeler, etik ilkeler ve insan odaklı yaklaşımdır." diyen Yaşar, gelecekte başarıyı belirleyecek unsurun yapay zekâyı en hızlı kullanan şirketler değil, onu güven ve sorumlulukla birleştiren şirketler olacağını vurguladı.
Türk Dünyası sigortacılığında yeni dönem
Ahmet Yaşar, Türk Dünyası sigorta sektörleri arasındaki iş birliğinin giderek güçlendiğini belirterek, geçen yıl ilk buluşmasının Azerbaycan’da yapıldığı Türk Dünyası Sigorta Birliği'nin 2026 Genel Kurulu'na Türkiye'nin ev sahipliği yapacağını açıkladı.
Genel Kurul'un yeni iş birlikleri, ortak projeler ve stratejik kararlar açısından önemli bir platform olacağını ifade eden Yaşar, öncelikli gündemlerinin sigorta bilincinin artırılması, koruma açığının azaltılması, reasürans kapasitesinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm, yapay zekâ uygulamaları ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi olduğunu söyledi.
"Gelin, geleceği birlikte sigortalayalım"
Konuşmasını güçlü bir çağrıyla tamamlayan Yaşar, "Sigortacılık yalnızca bugünü korumaz; geleceği inşa eder. Güçlü sigorta sektörü güçlü ekonomi, güçlü ekonomi güçlü toplum demektir." ifadelerini kullandı.
Yaşar sözlerini, "Koruma açığını kapatan, tasarrufları büyüten ve dayanıklılığı artıran güçlü bir sigorta sektörü; güçlü Türkiye'nin ve güçlü Türk Dünyası'nın vazgeçilmez unsurudur. Gelin, geleceği birlikte sigortalayalım." çağrısıyla tamamladı.




