Türkiye’de son dönemde ticari alacak vadeleri belirgin şekilde uzuyor. Alacak tahsil süresinin uzamasıyla birlikte şirketler günlük giderlerini karşılamak için ek finansman arayışına giriyor. Ancak bu finansman yüksek maliyetli olduğu için kârlılık üzerinde baskı oluşuyor. Ticari alacak sigortası ise bu riskli tablo karşısında şirketlerin nakit akışını koruyan, tahsilat riskini sınırlayan ve kriz dönemlerinde operasyonel devamlılığı destekleyen kritik bir araç haline getiriyor.

Ticari alacak sigortası şirketler için finansal bir koruma kalkanı oluşturuyor

Artan konkordato ve iflas başvuruları da şirketlerin risk algısını önemli ölçüde değiştiriyor. Firmalar, tahsilat riskini kontrol altına almak ve vadeli satışlarını güvence altına almak için ticari alacak sigortasını bir finansal koruma kalkanı olarak konumlandırıyor. Bu süreçte sigorta şirketleri de risk iştahını daha temkinli yönetirken, kredi limitleri ve fiyatlama mekanizmaları daha dinamik hale geliyor. Böylece ticari alacak sigortası, belirsizlik ortamında şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan temel araçlardan biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de 1998 yılından bu yana, globalde 80 yıldır faaliyet gösteren Coface, ticari alacak sigortasını satıştan tahsilata kadar uzanan tüm süreci kapsayan entegre bir risk yönetimi modeliyle sunuyor. Bugün Türkiye’de ticari alacak sigortasında en büyük pazar payına sahip olan şirket, firmaların vadeli satışlardan doğan alacaklarını korurken, veri temelli analizler, erken uyarı sistemleri ve etkin tahsilat süreçleriyle daha öngörülebilir ve güvenli bir ticaret zemini oluşturuyor. Bu bütüncül yapı sayesinde işletmeler hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda risklerini kontrol altında tutarak sürdürülebilir büyüme imkânı elde ediyor.

Swiss Re ve Türk Reasürans'tan TARSİM'e ziyaret
Swiss Re ve Türk Reasürans'tan TARSİM'e ziyaret
İçeriği Görüntüle

“Ticari alacak sigortası ihracat yapan şirketler için daha güvenli ticaret imkânı sağlıyor”

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Coface Türkiye Ülke Müdürü Emre Tongo, şu bilgilendirmelerde bulunuyor: “Coface’ın küresel ölçekte 100’den fazla ülkede 80 yıllık bilgi birikimiyle faaliyet gösteren yapısı ve milyonlarca şirket verisini içeren geniş veri havuzu, Türkiye’deki firmalara önemli bir rekabet avantajı sunuyor. Yurt içi ve yurt dışı alıcıların aynı sistem üzerinden analiz edilebilmesi, ticari alacak vadelerinin uzadığı mevcut ortamda özellikle ihracat yapan şirketler için daha güvenli ticaret imkânı sağlıyor. Türk ihracatçıları, yabancı alıcılara daha güvenle vade açabilirken, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabiliyor ve daha büyük hacimli satışlara ulaşabiliyor. Sigortalı alacak yapısı, bankalar nezdinde de güçlü bir teminat olarak kabul görüyor. Bu durum, şirketlerin kredi değerlendirme süreçlerinde daha avantajlı bir konuma gelmesini sağlarken, daha yüksek kredi limitlerine ve daha uygun finansman koşullarına erişimini mümkün kılıyor. Ticari alacak sigortası bu yönüyle hem şirketlerin büyümesini destekleyen hem de Türkiye’nin ihracat kapasitesini artıran önemli bir finansal araç olarak konumlanıyor.”

Coface Türkiye’nin müşteri yapısı ve iş modelinin de bu kapsamlı yaklaşımı desteklediğini belirten Emre Tongo, şöyle devam ediyor: “Mevcut yapımız, şirketlerin farklı ihtiyaçlarına göre ölçeklenebilir çözümler sunmamızı da mümkün kılıyor. Orta ve büyük ölçekli firmalar ağırlıklı müşteri profilimizi oluştururken; imalat sanayi, otomotiv, tekstil, kimya, gıda, inşaat ve lojistik gibi vadeli satışın yoğun olduğu sektörler Coface’ın odak alanları arasında yer alıyor. Aynı zamanda dijital çözümler ve izleme sistemleri sayesinde KOBİ segmentinde de hızlı bir büyüme ivmesi dikkat çekiyor.”

Ticari bilgi ve tahsilat çözümleriyle risk ve nakit akışı yönetimi güçleniyor

Coface, ticari bilgi raporları ve tahsilat hizmetlerini entegre bir yapı içinde sunarak şirketlerin risklerini daha görünür ve yönetilebilir hale getiriyor. Firmalar, mevcut ve potansiyel müşterilerine ilişkin finansal güç, ödeme alışkanlıkları ve risk profillerine dair analizler sayesinde müşteri seçimi, satış limitleri ve sözleşme kararlarını daha sağlam bir zeminde oluşturabiliyor. Vadesi geçmiş alacaklarda ise yerel mevzuata hâkim uzman ekipler aracılığıyla yürütülen yapılandırılmış tahsilat süreçleri, tahsilat performansını artırırken ticari ilişkilerin korunmasına katkı sağlıyor ve nakit akışının sürdürülebilirliğini güçlendiriyor.