Sigorta, fiyatı konuşulduğunda gündeme geliyor, ancak yokluğunda yaratacağı olumsuz etkiler çoğu zaman fark edilmiyor. Sektör uzmanları, sigortanın gerçek değerinin yalnızca bir hasar meydana geldiğinde değil, risk gerçekleşmeden sağladığı güvenceyle ölçülmesi gerektiğini vurguluyor.

Palandöken’in sigorta prim eleştirilerine TOBB SAİK’ten yanıt
Palandöken’in sigorta prim eleştirilerine TOBB SAİK’ten yanıt
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de sigorta sektörü, ülke gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık 20 katı büyüklüğünde teminat sağlıyor. Bu büyük ölçekli güvence çoğu zaman kamuoyuna yalnızca hasar anlarında görünür hâle geliyor. Sigortacılar, insanların olumsuz deneyimleri daha çok paylaştığını ve başarı hikayelerinin genellikle görünmez kaldığını ifade ediyor.

Her gün binlerce hasar dosyası sonuçlandırılıyor. Bireyler ve işletmeler, sağlık, araç, konut, tarım ve hayat sigortaları sayesinde karşılaşabilecekleri mali kayıplara karşı korunuyor. Ayrıca bireysel emeklilik sistemi milyonlarca kişiye geleceğe yönelik tasarruf ve ek emeklilik güvencesi sunuyor. Ancak bu çalışmalar, gündemde nadiren yer buluyor.

Sektör temsilcileri, sigortayı yalnızca eleştiriler veya fiyatlar üzerinden değerlendirmenin eksik bir bakış açısı olduğunu belirtiyor. Asıl değerlendirme, sektörün topluma ve ekonomiye sağladığı toplam katkıyı göz önüne alarak yapılmalı.

Uzmanlar, iklim değişikliği, artan ekonomik riskler ve büyüyen koruma açığının yönetimi gibi konuların da sigortanın önemini artırdığını hatırlatıyor. Türkiye’nin bu yıl ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nde de dayanıklılık ve koruma açığının azaltılması gündemde olacak.

Sektör temsilcileri, sigortayı bir maliyet olarak görmek yerine, bireylerin, kurumların ve ekonomilerin dayanıklılığını güçlendiren temel bir güvence aracı olarak değerlendirmek gerektiğini ifade ediyor.