Ray Sigorta CEO’su Koray Erdoğan “CEO Notları” serisinin üçüncü yazısında, şirketlerin başarısızlığının çoğu zaman yanlış strateji ya da düşük karlılıktan değil, çalışanların yönetime ve başarabileceklerine olan inancını kaybetmesinden kaynaklandığını belirtti. Erdoğan, sürdürülebilir bir dönüşüm için güven, tutarlılık, örnek liderlik ve adalet duygusunun kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Koray Erdoğan’ın “CEO Notları #3” başlığıyla paylaştığı yazının tamamı şöyle:
Bir Şirket Ne Zaman Kaybetmeye Başlar?
Bir şirket neden başarısız olur? Çoğu kişi pazar payı der. Kimisi düşük kârlılık… Kimisi yanlış strateji… Kimisi kötü ürün…
Bence bunların hiçbiri değildir. Bunlar çoğu zaman başarısızlığın nedeni değil, sonucudur. Bir organizasyonun gerçek çöküşü, çalışanlarının yönetime ve başarabileceklerine olan inancını kaybettiği gün başlar. Çünkü insanlar inanmadıkları bir hedef için mücadele etmezler. İnanmadıkları bir vizyonun peşinden gitmezler. Ve inanmadıkları bir lider için uzun süre fedakârlık yapmazlar. Bir süre görevlerini yerine getirirler. Toplantılara katılırlar. Raporlarını hazırlarlar. Kendilerinden isteneni yaparlar. Ama artık fazlasını yapmazlar.
İşte bence bir organizasyon için en tehlikeli nokta da budur. İnsanların şirketten ayrılması değil, şirkette kalıp mücadele etmeyi bırakması. Bu yüzden bir organizasyonu dönüştürmeye stratejiyle başlamam. Yeni hedefler koymak, organizasyon şemasını değiştirmek, yeni ürünler çıkarmak, yeni sistemler kurmak elbette önemlidir. Ama insanlar sizin bunları başarabileceğinize inanmıyorsa, bunların hiçbiri tek başına organizasyonu dönüştürmez.
Önce insanların şu sorusuna cevap vermeniz gerekir: “Bu kez neden farklı olacak?” Ve bunun cevabı bir PowerPoint sunumunda değildir. Cevabı sizin davranışlarınızdadır. Önce güveni yeniden inşa etmeniz gerekir.
Peki güven nasıl kazanılır? İlk şart… Tutarlılık. İnsanlar söylediklerinizi dinler ama yaptıklarınıza inanırlar. Bugün söylediğiniz ile yarın yaptığınız birbirini tutmuyorsa… Zor zamanlarda savunduğunuz değerlerden ilk vazgeçen siz oluyorsanız… İşler kötü gittiğinde dün söylediğiniz sözleri unutuyorsanız… Kimse size uzun süre inanmaz. Çünkü güven büyük sözlerle değil, küçük ama tutarlı davranışların zaman içinde birikmesiyle oluşur.
İkinci şart… Örnek olmak. Bir organizasyonda kültür, duvarlara yazılan değerlerden çok yöneticilerin davranışlarıyla şekillenir. Siz herkesten geç gelip herkesten erken çıkarken… İnsanlardan gece geç saatlere kadar çalışmalarını bekleyemezsiniz. Siz değişime inanmazken… Çalışanlarınızın değişime inanmasını bekleyemezsiniz. Siz verdiğiniz sözleri tutmazken… Çalışanlarınızdan size güvenmelerini bekleyemezsiniz.
Ve şirket kazandığında bunun karşılığını sadece üst yönetim alıyorsa… Çalışanlardan o şirketi kendi şirketleri gibi sahiplenmelerini bekleyemezsiniz. Çünkü insanlar sadece başarıyı değil, başarının nasıl paylaşıldığını da izler. Adalet duygusu zedelendiği anda aidiyet de zedelenmeye başlar.
Üçüncü şart… Sabır. Bence dönüşümün en fazla küçümsenen taraflarından biri budur. Bir kez anlatmanız yetmez. İki kez anlatmanız da yetmez. Çünkü siz yeni stratejinizi açıkladığınız gün insanların geçmişte yaşadıkları hayal kırıklıkları ortadan kalkmaz. Özellikle uzun süre başarısız olmuş organizasyonlarda insanlar önce sizi dinler. Sonra bekler. Sonra söylediklerinizle yaptıklarınızın aynı olup olmadığına bakar. Ve ancak ondan sonra inanmaya başlar.
Bu nedenle aynı hedefi… Aynı hikâyeyi… Aynı vizyonu… Yılmadan… Vazgeçmeden… Usanmadan… Tekrar tekrar anlatmanız gerekir. Ama sadece anlatmanız da yetmez. Her gün biraz daha kanıtlamanız gerekir. Ta ki önce birkaç kişi… Sonra daha fazlası… Ve sonunda bütün organizasyon: “Evet, bunu gerçekten başarabiliriz.” diyene kadar.
Kolay mı? Hayır.
Çünkü güven kazanmak gerçekten zordur. Ama kaybetmek… Bazen tek bir yanlış karar kadar kolaydır. Yıllarca inşa ettiğiniz güveni, insanların adaletsiz olduğuna inandığı tek bir kararla bile ciddi biçimde zedeleyebilirsiniz. Bu yüzden liderlik sadece doğru kararlar vermek değildir. İnsanların zor zamanlarda bile sizin kararlarınıza güvenebileceği bir geçmiş yaratmaktır. Ve bence gerçek dönüşüm de tam o anda başlar. İnsanlar artık yalnızca sizin koyduğunuz hedefe ulaşmaya çalışmazlar. O hedefi kendi hedefleri gibi görmeye başlarlar.
Kıssadan hisse…
Bir organizasyonu değiştirmek istiyorsanız önce stratejiyi değil, insanların zihnindeki şu soruyu değiştirmeniz gerekir: “Yine olmayacak.” yerine “Bu kez gerçekten başarabiliriz.” dedirtebildiğiniz gün dönüşüm başlamış demektir. Çünkü bir organizasyonun dönüşümü stratejiyle değil, inançla başlar; güvenle mümkün olur.