Araç tiplerine göre yapılan analizde, prim artışlarının tüm segmentlere eşit yansımadığı görülüyor.
Otomobilde primler yüzde 30 artarken poliçe adedi neredeyse sabit kaldı (-%0,4). Kamyonet segmentinde primler yüzde 23 artarken adet tarafında sınırlı bir artış (+%0,3) yaşandı.
En dikkat çekici büyüme ise motosiklette gerçekleşti. Bu segmentte primler yüzde 41 artarken poliçe adedi yüzde 29 yükseldi. Otobüs grubunda da prim ve adet birlikte artış gösterdi.
Buna karşılık bazı araç gruplarında daralma dikkat çekiyor. Çekicide primler yüzde 7,5, adetler ise yüzde 10,7 geriledi. Traktörde prim artmasına rağmen poliçe sayısı düştü. Römork ve özel amaçlı araçlarda ise hem prim hem adet tarafında sert kayıplar yaşandı.
Araç başına primde en sert artış otomobilde
Araç başına ortalama prim üretimi incelendiğinde en yüksek artış otomobilde görüldü.
Otomobil: 12.500 TL’den 16.300 TL’ye (+%30)
Kamyonet: 12.200 TL’den 15.000 TL’ye (+%23)
Kamyon: 39.700 TL’den 41.900 TL’ye (+%5)
Çekici: 49.300 TL’den 51.100 TL’ye (+%4)
Otobüs: 91.600 TL’den 95.600 TL’ye (+%4)
Motosiklet: 7.700 TL’den 8.400 TL’ye (+%9)
Veriler, fiyat artışlarının özellikle otomobil segmentinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Pazarın belirleyicisi otomobil kaskosu
Sektörün yaklaşık yüzde 68’ini oluşturan otomobil kaskosunda fiyatlar yüzde 30 artmasına rağmen poliçe sayısının sabit kalması dikkat çekiyor.
Bu durum, mevcut müşterilerin poliçelerini yenilediğini ancak yeni müşteri girişinin sınırlı kaldığını gösteriyor. Sektör temsilcilerine göre acenteler, büyümeden ziyade mevcut portföyü koruyarak ayakta kalmaya çalışıyor.
“Gerçek Büyüme” tartışması
Genel tablo, kasko sigortasında yaşanan büyümenin büyük ölçüde fiyat artışından kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Otomobilde adet artışı yok denecek kadar sınırlı kalırken, traktör ve çekici gibi segmentlerde müşteri kaybı yaşanıyor. Gerçek anlamda büyümenin görüldüğü tek segment ise motosiklet olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, fiyat artışına dayalı büyümenin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekerek, yeni müşteri kazanımının sektör için kritik hale geldiğini vurguluyor. Aksi halde, yalnızca yenilemelere dayalı bir yapının acenteler açısından uzun vadede yeterli olmayacağı ifade ediliyor.