SEKTÖR

Ray Sigorta Genel Müdürü Koray Erdoğan'ın Kaleminden "Bardak Dolu Mu, Boş Mu?"

Çocukluğumuzda cips paketlerinden çıkan hologramlı kartlar vardı, ilk bakışta bir fotoğraf görürdük ancak biraz oynatıp farklı bir açıdan baktığımızda fotoğraf tamamen değişirdi. Bir tarafıyla büyüme ve karlılık rakamlarına bakıp başardıklarımızla gurur duymak, diğer bir bakış açısıyla trendlere ve gelirin asıl kaynağına bakınca gelecek konusunda kaygılanmak. Biz sigortacılar bu ikisi arasında gidip geliyoruz son dönemde. Peki bardak dolu mu yoksa boş mu?

Hadi gelin birlikte değerlendirelim.

Sigorta sektörü olarak son 3 yıllık süreçte ciddi sınavlardan geçtik. İlk olarak tüm dünyayı etkisine alan pandemi ve buna bağlı olarak küresel piyasalardaki daralmaların Türkiye’ye olan etkisini yaşayıp atlatmaya çalışırken, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş ve çevre illerde meydana gelen depremlerin oto dışı finansallarda yarattığı negatif etkiyi göğüslemeye çalışıyoruz. Geçirdiğimiz tüm zorlu süreçlere rağmen sigorta sektörü 2023 yılında da büyümesini sürdürdü. Özellikle son iki yıla bakıldığında hali hazırda oto branşının bu büyümede lokomotif rolü üstlendiğini görüyoruz.

 

Si̇gorta Sektöründe Lale Devrini Yaşadık

Hayat Dışında faaliyet gösteren şirketlerin birçoğunun yılın sonunda kar açıklayacağını söyleyebiliriz. Bunun temel sebebi de sigorta şirketlerinin sigorta faaliyetlerinden değil, paradan para kazanmış olması. Grafikte de görebileceğiniz üzere yatırım gelirleri geçen yılın ilk 9 aylık verilerine göre yaklaşık 38 milyar TL’lik artış gösterdi. Özetle sektörün teknik olarak sınıfta kaldığını,  teknik zararların telafisinde yine tutunulan tek dalın mali gelirler olduğunu belirtebiliriz.

Geçtiğimiz sene, 3. çeyrek sonu itibari ile  %144’lük büyüme gerçekleştiren oto sigortaları, 2023 yılının aynı döneminde de trendini koruyarak %122’lik büyüme gösterdi. Aynı dönemde enflasyon artışının da %61,5 olduğunu belirtelim.

2023 yılını, çeyrek bazlı olarak değerlendirdiğimizde ise kaskonun ilk çeyrek büyüme performansı %176,8 iken, 2. çeyrekte % 141,6, 3. çeyrekte ise %111,3 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde trafik sigortaları ise sırasıyla %164,2, %155,7 ve %130,9 büyüme trendi gösterdi. Her iki branşın büyüme rakamlarının da bir önceki çeyreğe göre düştüğünü görebiliyoruz. Bu da oto branşında lale devrinin yavaş yavaş sonuna geldiğimizi çok açık şekilde bizlere gösteriyor.

Bunun iki ana nedeni var. İlk neden, 2022 Mart ayında kasko branşında görülen yüksek zarar sonrası başlayan fiyat artış trendinin Ocak 2023’te sona ermesi. Prime dayalı rekabet koşulları kaskodaki büyüme trendini aşağı çekmeye başladı ki Eylül ayı sonrasında yılı kurtarma amacıyla yaşanan  rekabet ile yıl sonunda kasko büyüme rakamlarının %90’lara kadar düşmesi beklentilerimiz arasında.

İkincisi ise, trafik branşındaki tavan prim aylık artış oranlarının Mayıs 2023 ile birlikte %4,75’ten %2’ye inmesi. 2022 yılında trafik tavan prim artış oranı %165 olmuş iken bu yılsonu prim artışı Aralık-Aralık baktığımızda %45’de kalacak. Yılsonu enflasyon oranının %65’ler düzeyinde biteceğini düşünürsek bu artış oranlarının yeterli kalmadığı çok net bir şekilde görülecektir. Bu hesaplamalar ışığında 2023 yılı sonunda trafik branşının büyüme oranları da % 110 seviyelerine düşecektir.

“3. Çeyrek Rakamları Di̇yor Ki: “Saltanat Sona Erdi̇!”

Oto branşının 2023 ilk 9 aylık verilerini incelediğimizde, bu yılın da son 2 yılda olduğu gibi bileşik rasyo oranlarının %100’ün üzerinde olacağını söyleyebiliriz. 2023’ün büyüme trendindeki en kritik iki branşın teknik ve hasar prim değerlendirmelerine de kısaca göz atmak faydalı olacaktır.

Öncelikle kasko branşını ele alalım. 2022’nin ikinci yarısıyla birlikte düşüş trendine geçen kasko hasar prim oranı 2023 yılı Haziran ayı itibari ile tüm zamanların en düşük seviyelerine ulaşarak sektörel açıdan bizleri memnun etmişti. Hasar prim oranındaki bu iyileşme bileşik rasyolardaki etkisini de gösterdi. Kasko branşının bileşik rasyosu uzun zaman sonra %100’ün altına düştü.

2022 yılı ilk çeyreğinde tarihi zirvelerinden birini gören çeyrek bazlı kasko net hasar primi, o tarihten sonra kesintisiz olarak beş çeyrek üst üste düştükten sonra Haziran 2023’te tarihi dip noktalarından birini görerek %52’ye inmişti. Bu da kasko çeyreklik hasar primin dip yaptığı nokta olmuş ve Haziran sonrası hasar prim tekrar yükseliş trendine girmiş ve Eylül ayı sonunda %70 seviyesine gelinmiştir ki bu bir çeyrekte yaklaşık 18 puanlık bir bozulma anlamına geliyor.  Büyüme rakamlarında bahsetmiş olduğumuz Eylül sonrasında yaşanacak rekabet tabii ki hasar prim oranlarını da negatif olarak etkileyecek ve gördüğümüz %70’lik çeyrek bazlı hasar prim oranını %80’lere, yıl sonu kümül hasar prim oranlarını ise %63-64 bandına taşıyabilir. Özetle 50’li hasar prim seviyeleri maalesef bizim için 2023 yılına ait güzel bir anı olarak kalacak.

Gelelim ele avuca sığmayan trafik branşına. Bu branştaki göstergeler pek de yabancı olmadığımız bir durumda. Hem net’i hem brüt’ü hem hasar primi hem bileşik rasyosu %100’ün üzerinde.

2023 ilk çeyreğinde ciddi bir düşüş gösteren hasar prim oranı, sonrasında tekrar yükselmeye başlamıştır. Buradaki düşüşler teknik düzelmeden ziyade, başta iskonto oranlarındaki artışlar olmak üzere mevzuat değişikliğine bağlı geçici düzelmelerden kaynaklanmaktadır.

Asgari ücret artışları, iskonto oranındaki revizyonlar, avukatlık asgari ücret tarifesindeki değişiklikler gibi birçok farklı etmenden etkilenmesi hasar prim üzerinde çok büyük dalgalanmalara neden olmakla birlikte rezervlerimizi de geriye dönük olarak etkiliyor. Bütün bu değişkenlerden bağımsız olarak 2023 yılı aylık tavan prim artışlarının da hem asgari ücret hem avukatlık asgari ücret tarifesi hem de enflasyonun altında kalması bu dalgalanmaların boyutunu artırmıştır. Bu dalgalanmaların yukarı yönlü etkisinin çok fazla olmamasının nedeni ise iskonto oranındaki yukarı yönlü revizyonlardır. Ancak bu oranların neredeyse her çeyrek yukarı yönlü revize edilmesini şahsen çok yanlış buluyorum. Bütün yasal düzenlemelerin ve değişikliklerin geriye dönük olarak rezerv tutarlarını artırdığı bir branşta iskonto tarafında biraz daha muhafazakar bir politika izlemek ileride ortaya çıkabilecek sorunların da önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Malum trafik branşındaki aylık artış oranları Mayıs 2023 ile birlikte %4,75’ten %2’ye indi. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi 2023 aylık tavan prim artış oranları enflasyonun oldukça altında kalacak. Bu da trafik branşındaki zararın biraz daha artmasına neden olabilir.

2024 Sektör İçin Zor Bir Yıl Olacak

2024 yılı, geçtiğimiz yıllara nazaran daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle ilk etki, son iki yıllık süreçte sektörün büyüme trendinde önemli rol oynayan oto sigortalarında yaşanacak.

Kaskoda, 2023 yılının başında %177 büyüme oranı ile başladığımız trend 2023 Aralık sonunda %90’lara düşecek gibi gözüküyor. Kasko 2024 büyümesi de, bu ivmenin 2024 yılında da devam edeceğini düşündüğümüzde, çok da parlak olmayacaktır. Özellikle sıfır araç pazarında görülme olasılığı çok yüksek daralma kasko büyüme rakamlarını derinden etkileyecektir. Yeni araç satışlarının %30 azalması ve mevcut kasko prim artış trendinin devam etmesi durumunda yılsonunda kaskoda % 25-30 bandında bir büyüme beklemekteyiz.

Trafik sigortasında Nisan ayından sonra hayatımıza endeks kavramı giriyor. Endeksin OVP deki hedeflerin gerçekleşmesi varsayımı altında ve 2023 yılında ilgili endeks parametrelerinin enflasyona göre seyri esas alındığında 2024 yılında hayatımızda sadece endeks bazlı hesaplama olsa idi artış oranının %57 olmasını tahmin edecektik. Ancak ilk dört ay için belirlenen artış oranları düzenleyici kurum tarafından sabit bir oran olarak açıklanmıştır. Düzenlemenin mevcut halinden yola çıkarsak yani Ocak ayında %10, Şubat- Nisan %5 ve sonrasında endeks hesabı olduğu düşündüğümüzde ve yine yukarıda açıkladığımız varsayımlar ışığında yıllık artış %63 düzeyinde olacaktır.

Peki, oto sigortalarında pek parlak bir resim yok. Oto dışı sigortalar tarafında 3 kat 5 kat fiyat artışı beklentileri havada uçuşuyor. 2024 yılı için hiç mi umut yok?

Bu kadar karamsar olmaya gerek yok. Sadece daha akılcı hareket etmemiz gereken bir döneme giriyoruz.

Oto dışı, özellikle yangın ve sorumluluk branşında 2024 yılını kapsayan yeni reasürans anlaşmalarına istinaden birçok şirket orta ve büyük ölçekli yangın işlerinde pay alamayacak noktaya gelecek. Bu şirketler de prim kaybını farklı ürünlere odaklanarak telafi etmek isteyecekler.  Bu da oto branşı ağırlıklı olmak üzere bireysel ürünlerde prim odaklı rekabetin artacağı anlamı taşıyor. Fiyat artışları ile ilgili beklentilere gelince rakamlar havalarda uçuşuyor. Tabii ki böyle bir fiyat artışı olmayacaktır. Aslında konuyu sadece fiyat artışı üzerinden ele almak, buradan bir değerlendirme yapmak çok anlamlı olmayabilir. Rizikonun türü, sigortalının yaklaşımı, muafiyet tutar ve oranları, hasar prim durumu vb çok boyutlu değerlendirmek gerek. Özellikle 2023 yılında oto dışı branşlarda, kurumsal tarafta fiyat artışlarını bütün bir yıl boyunca gördük. Bu nedenle, 2024 yılında çok büyük bir fiyat artışı beklememek gerekir. Oto dışı sigortalarda, konuşacağımız konu primin kaç kat artacağından ziyade muafiyet ve koasürans oranları olacaktır. Sigortaya sadece bir maliyet kalemi olarak bakmayan, doğru şirketlerle uzun soluklu çalışmakta olan firmalarda bu şekilde bir maliyet artışı olmayacaktır. Her yıl sırf daha ucuzu olsun diye sigorta şirketi değiştiren firmaların maliyetlerinin ise çok yükseleceğini hatta bazılarının teminat bulmakta çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaklarını öngörmek çok da yanlış olmaz.

Özetlemek gerekir ise, 2024 yılı geçtiğimiz yıla göre daha zorlu geçecek ancak ümitsiz olmamızı gerektiren bir durum da yok. Doğru strateji, müşteri odaklı hizmet ve ürünleriyle farklılaşarak işini doğru yapan şirketlerin pozitif olarak ayrıştığını göreceğimiz bir yıl olacak.