SEKTÖR

Ahmet Yaşar ve Eyüp Özsoy, Kahramanmaraş'ta acenteler ile bir araya geldi

6 Şubat’ta ülkemizi derinden sarsan ve binlerce insanımızı kaybettiğimiz büyük depremin 49. günündeyiz. Depremin ilk anından beri ellerinden gelen tüm gücü deprem bölgesi için seferber eden sigorta şirketleri çalışmalarına devam etmektedir. Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar ve Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, Kahramanmaraş’a giderek acenteler ile bir araya geldi ve sigorta hasarlarını yerinde inceledi.

Türkiye’de sigorta konusunda farkındalık problemi var!

Ahmet Yaşar, “ekonomik hasarın 2 trilyon TL, yani 104 milyar dolar olduğunu, sigortalı hasarın ise 100 milyar TL olduğunu belirterek, sigortalılık oranı düşük olduğundan toplam hasarın yüzde 5’inin sigortalı hasar olduğunu kaydetti. Bölgede sigortalılık oranlarına da değinen Yaşar, 2 milyon 150 bin konut bulunduğunu, bu konutların yüzde 50’sinin DASK’ının, yüzde 20’sinin konut poliçesinin olduğunu bildirdi. Yaşar, kasko sigortalılık oranının yüzde 17’ler ile Türkiye ortalamasının altında kaldığını, işyerlerinde ise sigortalanma oranının yüzde 9’larda olduğunu vurgulayarak, “Genel olarak baktığımızda sigortalılık oranı gerçekten düşük. Türkiye’de sigorta konusunda farkındalık problemi var” dedi.

Ahmet Yaşar, özellikle halka açık şirketlerde, büyük sanayi işletmelerinde, altyapı yatırımlarında sigorta farkındalığının daha yüksek olduğunu, ancak KOBİ’lere doğru gidildiğinde sigortalılık oranlarının çok düştüğünü belirterek, “Keşke sigortalılık oranı yüksek olsaydı ve sigortalı hasar da 100 milyar TL değil de 500 milyar TL olsaydı, 1 trilyon TL olsaydı, biz de tüm zararı karşılasaydık” şeklinde konuştu.

Ahmet Yaşar, “Sigortalı hasar oranı yüksek olsaydı sektör böyle bir hasarın altından kalkabilir miydi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

Keşke sigortalılık oranı çok daha fazla olsaydı!

“Sigorta şirketleri deprem hasarı olarak 76 milyar TL bir karşılık ayırdı. Bu 5 milyar lira yukarı, 5 milyar lira aşağı fark eder ama 76 milyar liralık tespit edilmiş bir hasar var. Bunun üzerine DASK’ın da ödeyeceği hasarı koyduğumuzda 100 milyar TL rakamına ulaşıyoruz. Şu anda sektörün 300 milyar TL ödeyecek kapasitesi hazır. Sonuçta sigorta şirketleri de reasürans yoluyla risklerini devrediyorlar. O nedenle keşke sigortalılık oranı daha yüksek olsaydı, bizler de buralara gelip hasarları tek tek ödeyip, bu enkazı kaldırsak, yaraları sarsaydık.”

Sektörün 300 milyar TL ödeyecek kapasitesi var.

Yapı ve yapıda sigorta konusu bundan sonra bizim önceliğimiz olmalı.

Ahmet Yaşar, konuşmasında bina tamamlama sigortasına da değinerek, sigorta sektörünün hasar ödemek kadar, önleyici rolü olduğunu da vurguladı. Binanın yapım aşamasında projenin verimliliği, yapılabilirliği, depreme dayanıklılığı gibi tüm detayları inceleyip, bina tamamlama sigortasına onay verdiklerine dikkat çeken Yaşar, “Böyle bir durumda vatandaş da korkmadan o projeye girebilecek ve depreme dayanıklı konutlarda oturabilecek. Bu konudaki faaliyetlerimizi artırmamız gerekiyor. Mevzuatsal düzenlemeler duruyor. Yapı ve yapıda sigorta konusu bundan sonra bizim önceliğimiz olmalı. Mesela, kentsel dönüşüm gündemde. Bizim bu bina tamamlama sigortasında yasal düzenlemeleri yapmamız lazım” dedi.

Bina tamamlama sigortasında yasal düzenlemeleri yapmamız lazım.

Özsoy, 550 milyon TL hasarımız var!

Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, deprem sonrası acenteler için hem yaşam hem de iş alanı yaratmaya odaklandıklarını, depremin etkilediği illerde acente çalışma merkezleri kurduklarını belirterek, “Sigorta aslında böyle bir şey, kaldığın yerden devamla ilgili bir şey” dedi.

Deprem bölgesinde Quick Sigorta’nın toplam hasarının 550 milyon TL olduğunu açıklayan Özsoy, şunları söyledi:

Ağırlıklı hasar işyerlerinde, çünkü konutlarda sigortalılık oranı çok düşük!

“Ağırlıklı hasar işyerlerinde, çünkü konutlarda sigortalılık oranı çok düşük. İşyerleri için eksper çalışmaları devam ediyor. İşyerlerinde binalar fazla yıkılmamış ama makineler zarar görmüş. İşyerlerinin binası var, makine teçhizat var, kar kaybı ile ilgili işin sürekliliği teminatları var. O nedenle işyerleri için hasar tespiti biraz zaman alacak. Bizim bölgedeki hasarlarımız ağırlıklı elektrik, su, inşaat gibi altyapı hasarları. Hasarların ödemeye başladık. Mesela, yeni bir fabrikanın tamamen yıkılması nedeniyle 1 milyon avroluk hasarı ödedik.”

Yaşanan bu acı dolu felaketten de, başkanlarımızın açıklamalarından da çıkarttığımız sonuç, depreme çok açık olan bu jeopolotik konumda, değişen iklimlerle yaşanılabilecek her türlü felaketten korunmanın anahtarı sigortada olduğudur. Sigorta yaşanılacak felaketlerden sonra eksiye düşmemek için şart. Sigorta kaldığımız yerden hayata devam edebilmek için vazgeçilmezimiz olmalıdır. 

Bugün burada yaşanan bir felaket yarın bizi de vurabilir, peki biz ne kadar hazırız!

Ne kadar ders çıkarttık, ne kadar önlem aldık.. Herkesin şapkayı önüne koyup düşünme vakti!