SEKTÖR

Sigorta Tazminatında “Aracılar” Sorunu

Öztürk YAZICI SİGORTA LİFE ÖZEL Sonu yaralanma ya da maalesef  ölümle neticelenen, iş kazası, trafik kazası gibi bedeni hasarlı  kazaların hemen ardından, 

Öztürk YAZICI SİGORTA LİFE ÖZEL Sonu yaralanma ya da maalesef  ölümle neticelenen, iş kazası, trafik kazası gibi bedeni hasarlı  kazaların hemen ardından,  daha o akşam  kazazedeye veya vefat edenlerin yakınlarına bilinmedik numaralardan telefon yağmurları başlar ki sormayın. Kazazede veya yakınlarına ait kişisel  iletişim numaralarının, arayan meçhul kişilerce  ışık  hızıyla  ele geçirilebilmesi olayını halen bilim adamları bile çözebilmiş değil! Aynı zevattan bilinmedik taziye ziyaretleri bunu takip eder. İyi gürünümlü, iyi konuşan, iş bitirici kravatlı yabancılar sarıverirler etrafı.  Şüphesiz işlerinde  profesyonel olmuşlardır. Mevzuya da duraksamadan dalabiliyorlar. Yardımcı olabiliriz, sigorta şirketlerinden tazminatınızı, paranızı hem de “çabucak” alabilirsiniz! Yok eğer avukatla, mahkemeyle giderseniz size sunacağımız “acele” hizmetlerden mahrum kalırsınız! Sigorta şirketleri ve mahkemelerin kapısında ömür tüketirsiniz  jargonlarıyla da  kendilerince “öldürücü” silahları vardır. Diyalog ve ikna çalışması sonunda uzatılan sözleşme, alınan vekaletnamelerle süreci tamamlarlar. Sonrasında sigorta şirketlerinden ne alındığı, ne kadarının vatandaşa intikal ettirildiği veya ettirilmediği de çok kez muallaktır. Bir kısmı bile vatandaşa verildiyse şanslı vatandaş,  sonrasında yaşanan mağduriyetler ise maalesef gazete ve sosyal medya sayfalarını süsler. Büyük kazaları bırakın , ufak tefek kazalar sonucu araçlarda oluşan kazaların ardından dahi değer kaybı, araçtan mahrumiyet gibi sigorta tazminatlarınız peşinde olan bu “bilinmeyen aracı sınıfı” sizi taciz boyutlarına ulaşan şekilde bilinmedik numaralardan sıkıştırır. Hemen dostane bir uyarı; Kesinlikle dinlemeyin, Avukatınıza baş vurun. Yasalarımızın düzenlediği ve emrettiği gibi işin  bizzat görülmesinin tek alternatifi avukatlık müessesedir. Avukatlardır. Zira, içerisinde onlarca - yüzlerce hukuki strateji ve çözüm usulü barındıran uzmanlık ve tecrübe gerektiren  toplumun selamet ve hukuki güvenliğini ilgilendiren bu hukuk sürecini kanunlar boş yere avukatlara hasretmemiştir. Sigorta aracıları konusunda emredici Kanun hükümlerine göz atalım; Anayasamızın başlangıç meninde de yazıldığı üzere Hukuk Devleti ilkelerine sıkı sıkıya bağlı  “olmak” zorundayız. Tüm kişi ve kurumlar her türlü eylem ve işlemlerde bu sorumluluk ve bilinçle davranmalı. Bu anlamda sigorta tazminatı aracıları ve onlarla iş birliği yapanlar  için esasen ciddi hapis ve para cezaları var. İlki; Avukatlık Kanunu madde 35  açıkça düzenliyor; Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler. Yani avukatlar dışında başka aracı meslek- kişi-kurum  kabul etmiyor kanun. İkinci olarak aynı Kanunun 63.maddesi de üç yıla kadar hapis cezası içeriyor. Şöyle ki ; Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar. Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve barolar, bu maddenin kapsamına giren bir olayı öğrenince Cumhuriyet Savcılığına bildirmek zorundadırlar. Yapılacak kovuşturma sonucu Cumhuriyet Savcısı tarafından baroya bildirilir. Son olarak ta aynı konuda Türk Ceza Kanunu devreye giriyor ; TCK Madde 262’ye göre  “Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.” Kanunların  daha  sözü bitmedi ; Kişisel veriler usulsüz elde edildiği ve paylaşıldığı için suçun içinde olan herkes için  KVKK (Lişisel verileri koruma kurumu) müeyyidelerinden başlayınız da mevzuatımızın düzenlediği hapis, adli ve  idari para cezaları- gibi pek çok müeyyidesi devreye giriyor. Özetle, kaza olayları sonrasında sahada yaşanan bu sigorta simsarlığı koşuşturması,  esasen büyük suçlar ve cezalar barındıran doğrudan yasa dışı eylemler zinciri içeriyor. Üzgünüz ki bu sigorta simsarlarının çıkar zincirlerine bazı durumlarda bir kısım  meslektaşlarımız da yasayı usulsüz delme girişimi  biçiminde dahil olabiliyor. Hatta bu tarz yasa dışı  oluşumların kurdukları kağıt üzerindeki şirketlerin kadrolu Avukatları olarak ta mesleğini diplomasını kullandırtanlar. Hemen her meslekte rastlanabilen üzücü meslek etiği dışı davranışlara teslim olanlar! Gerek Cumhuriyet savcılıkları, gerekse Baroların disiplin organları bu avukatlar hakkında da adli ve hatta meslekten çıkarmaya varan  idari ceza ve müeyyideler uygulamakla meşguller. Kanunları hiçe saydığınızda çekirge belki bir sıçrar ancak  ama anlayacağınız bu hep de sıçrayacağı anlamına gelmiyor. Başlangıçta belirttiğim gibi sigorta-tazminat simsarları ve iş birlikçilerinin oluşan bir kazanın hemen sonrasında kazazedelerin, oğlunun, kızının, gelininin kişise bilgilerini, cep telefon numaralarını nasıl temin ettikleri konusunda hemen herkesin nutku tutulmakta! Muazzam bir bilgi ağı- bilgi satıcılığı organizasyonu. Maksadımız belli bir meslek durubunu zan altında bırakmak değil şüphesiz her meslekte mesleğini namusuyla- iyi yapanlar olduğu gibi kötüye kullananlarla da mücadele edilmeli, ediliyor. Ancak avukatlar, gurup sayfalarında, kulislerde kazalar sonrası polis, hastahane görevlileri gibi pek çok unsurun bu bilgi dağıtma zincirine maddi çıkarlarla dahil olabileceğini sistemin, uygulamanın, savcılık ve mahkemelerin yasayı uygulamaktaki aczini de  konuşuyor.       Sigorta-tazminat simsarlarıyla ilgili Baroların özellikle de Bursa Barosunun uzun geçmişe dayanan mücadelesi var. Pek çok soruşturma ve dava açıldı ancak maalesef sonuçları sahaya yansımıyor ve sahada halâ mağduriyetler had safhada. Bizlere düşen görev toplumu , insanları aydınlatmak. Yetkilere düşen görev ise hukuk devleti isek hukuku nizamı hakim kılmak için hukuk dışı , vatandaşları mağdur eden bu gidişata daha etkili uygulamalarla dur demek. Bence kaza sonucu kazazedelere ait en temel bilgilerin, Kişisel verilerin bu şekilde nasıl hemen elde edilebildiğinin sorgulanmasıyla başlanılması dahi bir açıdan yeterli olacaktır. Elim kazalar sonucu sağlığından , eşinden, ailesinden, sevdiklerinden olan, hayata bağlanmak durumunda olan vatandaşların ikinci bir yıkımla maddi manevi haklarına ulaşamamaları bir hak ve vicdan sorunu yanında elbette ki  önemli toplumsal sorundur. Bu sorunla da toplumsal bilincin oluşturulup yerleştirilmesiyle  baş edilebilir. Burada elbette ki bizlerin  sorumluluk bilinci yanında , vatandaşa kişi ve  kurumlara ve de özellikle yasaları kağıt üzerinde bırakmayıp uygulamak anlamında devlet organlarına, bilhassa emniyet ve adli organlara çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Saygılarımla.