Brokerların sağladığı şeffaflık, rekabet ve doğru fiyatlama disiplini, sigorta sektörünün sürdürülebilirliğine doğrudan
katkı sunuyor. Sigorta Brokerleri Derneği (SBD) Başkanı Cenk Ecevit, hem sektörü hem de önümüzdeki süreçle ilgili değerlendirmelerini anlattı.
Broker kanalının sigorta sektörüne katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
2025, sigorta sektörü açısından gerçekten güçlü bir dayanıklılık yılı oldu. Ancak bu dayanıklılığın sürdürülebilirliği,
sadece kapasite ve fiyat disiplinine değil, aynı zamanda doğru risk seçimi ve etkin dağıtım kanallarına bağlı. 2026 itibarıyla
özellikle artan risk çeşitliliği, jeopolitik belirsizlikler ve reasürans maliyetlerindeki dalgalanmalar dikkate alındığında,
brokerların sağladığı şeffaflık, rekabet ve doğru fiyatlama disiplini, sektörün sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sunuyor.
Türkiye’de sigorta dağıtım kanalları içinde brokerlerin konumu nunve rolün daha da güçlenmesi için ise öncelikle, brokerların regülasyon içindeki konumunun net ve destekleyici bir şekilde korunması kritik. Veri paylaşımı, dijitalleşme ve şeffaflık alanlarında da brokerların daha aktif rol alması gerekiyor. Sigortalıların da brokeri yalnızca fiyat odaklı bir kanal değil, uzun vadeli risk yönetimi ortağı olarak konumlandırması önemli.
Broker kanalı Türkiye’de sigorta penetrasyonunun artırılmasında nasıl daha aktif bir rol üstlenebilir?
Müşterinin talep etmesini beklemek yerine, riski analiz edip proaktif çözüm sunmak kritik. Özellikle KOBİ segmentinde
ciddi bir potansiyel var. Brokerlar, doğru veri kullanımı ve dijital araçlarla sigortanın değerini daha somut anlatabilir.
Broker kanalı daha proaktif, veri odaklı ve danışmanlık merkezli hareket ederse penetrasyonun artmasında belirleyici rol
oynar.
Brokerlik sektörü açısından en kritik dönüşüm alanları neler olacak?
2026 ve sonrasında brokerlik sektörü açısından en kritik dönüşüm alanları; dijitalleşme, veri kullanımı ve iş modelinin
yeniden tanımlanması olacak. Öncelikle, brokerlar için rekabet artık sadece portföy büyüklüğüyle değil, veriye erişim ve
bu veriyi anlamlandırma kapasitesiyle belirlenecek. İkinci olarak, brokerlik rolü operasyonel bir aracılıktan çıkarak daha
fazla danışmanlık ve yapılandırma odaklı hale gelecek. Üçüncü önemli alan ise uluslararası kapasiteye erişim ve alternatif çözümler üretme kabiliyeti. Önümüzdeki dönemde brokerlik sektörü için en kritik farkı teknolojiye adapte olan, veriyi kullanan ve iş modelini yeniden tanımlayan oyuncular yaratacak.