Sigorta Life Sohbetleri’nin konuğu olan HDI Sigorta Genel Müdürü Firuzan İşcan, şirketteki 3 yıllık dönüşüm yolculuğunu, 2027-2029 vizyonunu ve sektördeki yapısal değişimleri anlattı. Finansal gelirlerin azalacağı önümüzdeki dönemde doğru fiyatlandırma ve teknik kârlılığın hayati önem taşıyacağını vurgulayan İşcan, merak edilen soruları yanıtladı.
Ağustos ayında 3 yıl olacak HDI Sigorta macerası yolculuğunuz. 3 yıl öncesiyle şimdiki arasındaki gözlemleriniz neler? Bu yolculukla ilgili neler söylemek istersiniz?
"İlk gün hep birlikte bir hayal kurarak başladık"
"Ben profesyonel kariyerim boyunca çok farklı işlerde, çok farklı markalar altında çalışmadım. HDI Sigorta benim çalıştığım üçüncü marka oldu. Ancak tabii ki üstlendiğiniz her rol ve devraldığınız her bayrak, beraberinde farklı iş problemlerini, farklı ortamları, kültürleri ve hedefleri getiriyor. Göreve ilk başladığımda hissettiğim o büyük heyecan, yapmak istediğimiz şeyleri ekip arkadaşlarımızla birlikte tanımladığımızda gerçek bir maceraya dönüştü.
Bu 3 yıllık zarfında bütün ekiple hep bir araya geldiğimiz, ortak değerlerimizi konuştuğumuz, vizyonumuzu birlikte belirlediğimiz günler akla geliyor. İlk defa orada aslında hep birlikte bir hayal kurduk. HDI Sigorta dün neredeydi, o gün nerede bulunuyordu ve yarın nerede olmak istiyor, nerede olacak. İşte bunun hayalini kurduk. Yani 3 sene evvel bu maceraya başlarken tüm şirket hep birlikte hayal kurarak işe başladık diyebilirim."
Hem finans anlamında hem de sigorta anlamında çok güçlü bir grubun Türkiye'ye ayağısınız. 2026'nın ikinci çeyreğine kadarki süreci yorumlama şansınız var mı? Buraya kadar nasıl geldik? Bundan sonrası için hedeflerimiz neler?
"Çatı holdingimiz olan Talanx Grubu bünyesinde, sigortacılık ve reasürans olmak üzere iki ana iş bölümü barındırıyor. Grubun yarısını, dünyanın en büyük üçüncü reasürans şirketi olan Hannover Re oluşturuyor. Yani işin yüzde 50'lik kısmı reasürans tarafındayken, diğer yüzde 50'lik kısım ise bizim yaptığımız gibi sigorta hizmetlerinden oluşuyor. Bu tarafta hem bireysel hem kurumsal bütün müşteri segmentlerine hizmet sunuyoruz.
Almanya merkezli olan grubumuz, Avrupa'da ve Güney Amerika'daki birçok ülkede faaliyet gösteriyor; biz de bu yapının Avrupa parçasının içerisinde yer alıyoruz. Talanx'ın Türkiye'deki varlığı aslında 2006 yılına dayanıyor, yani sektörde 20 yılı doldurduk. Sektördeki diğer yabancı sermayeli şirketlerle kıyaslandığında nispeten yeni sayılabiliriz ancak Talanx Grubu, yabancı sermayenin Türkiye'ye giriş yaptığı o dönemde gelerek bu stratejik yatırımı gerçekleştirdi.
“Bizim için en önemli kazanımlardan bir tanesi, bütün teknolojik altyapımızı baştan aşağı yenilemek oldu”
Geleceğe doğru yürürken kendimize koyduğumuz hedeflerin başında teknolojiyi etkili kullanan bir sigorta şirketi olmak geliyordu. Çünkü müşterilerimize hizmet sağlarken, ofislerimizde çalışırken ve aracılarımıza hizmeti iletmeleri için yardımcı olurken en temel noktada teknoloji ve dijital çözümler yer alıyor. O anlamda son 3 senede teknolojiye çok önemli ölçüde yatırımlar yaptık. Veriyle birlikte karar vermeyi, ürünlerimizin altyapısını ve sigortacılık uygulamalarımızı öncelikle yeniledik. Bu bağlamda 3 sene içerisinde bizim için en önemli kazanımlardan bir tanesi, bütün teknolojik altyapımızı baştan aşağı yenilemek oldu.
“En çok geliştirdiğimiz konulardan biri finansal dayanıklılık”
İkinci odak noktamız finansal anlamda dayanıklılıktı. Bir sigorta şirketi olarak grubumuz, dünyanın önde gelen güçlü yapıları arasında yer alıyor. Reasürans dediğimiz mekanizma, tüm sigortacılık faaliyetlerinin arkasındaki ana koruma kalkanıdır. Bizim bir sigorta şirketi olarak aracılarımıza, müşterilerimize ve içinde bulunduğumuz finans sektörüne verdiğimiz en önemli garanti, güçlü bir finansal yapıyla taahhütlerimizi yerine getirebilme gücüdür. O anlamda bu son 3 yılda sermayemizi kuvvetlendirdik ve sermaye yeterlilik oranımızı önemli ölçüde iyileştirdik. Dolayısıyla en çok geliştirdiğimiz konulardan biri finansal dayanıklılık oldu.
Üçüncü olarak, sektördeki tüm şirketler gibi biz de pazar payını büyütme, daha çok müşteriye erişim sağlama ve sigorta pazarını büyütme gayesindeyiz. Müşteri sayımızı artırmak ve sektöre yeni müşteriler katmak anlamında, toplam üretimimizin yüzde 83'ünü oluşturan acente kanalımızla birlikte önemli gayretler gösterdik. Acentelerimizle birlikte yeni müşteri kazanmak, mevcut müşterilerimize daha iyi hizmetler sunarak onları elimizde tutmak üzere çalıştık. Bu süreçte pazar payımızı hem belirli bir noktada tuttuk hem de geçtiğimiz dönemde küçük bir pazar payı kazanımı elde ettik.
Çok önemsediğimiz dördüncü konu ise tüm aracılarımıza, çalışanlarımıza ve toplumumuza katkı sağlamaktır. Bizim gözümüzde şirket dediğimiz şey, insanlardan oluşan yaşayan bir organizmadır. Sigorta sektörü, müşterilerine hizmet verirken aslında büyük bir ekosistemi idare ediyor. Dolayısıyla topluma, aracılarımıza, çalışanlarımıza ve müşterilerimize vermemiz gereken sözler, tutmamız gereken taahhütler var. Topluma katkı sağlama misyonumuzu çeşitli sosyal sorumluluk aktiviteleriyle, özellikle de gençleri spora teşvik edecek uygulamalarla yerine getirmeye çalışıyoruz.
Son noktada ise tüm paydaşlarımızın nezdinde sevilen bir marka olmak bizim için çok önemliydi. HDI Sigorta, bir Alman sigorta şirketi olmasına rağmen markasında yeşil rengi barındırıyor. Yeşil; sıcaklığı, yakınlığı, ulaşılabilirliği ve temas edilebilirliği temsil eden sıcak bir renktir. Biz de markamızı paydaşlarımız gözünde daha sevilir hale getirmek için geçtiğimiz yıllarda büyük bir çaba gösterdik.
Üç yılın ardından geriye dönüp baktıklarında koydukları vizyonun neredeyse tamamını gerçekleştirdik. Koyduğumuz hedeflere ulaştık. O anlamda ekibimize, acentelerimize ve birlikte çalıştığımız iş ortaklarımıza şunu açıkça söyleyebiliyorum: Yaptığımız işten hep birlikte gurur duyalım. Çünkü belirlediğimiz tüm vizyon hedeflerini gerçekleştirdik”
Sıralama şirketlere göre değişiyor, sağlık biraz hareketli. Siz bu konularla ilgili neler söylemek istersiniz? Birlikte çalıştığınız ve şirket satışlarının yüzde 83’ünü oluşturan acenteler var. Dolayısıyla oto branşıyla ve diğer ürünlerle ilgili genel değerlendirmeleriniz neler olur?
"Sektörden olan izleyiciler açısından aslında herkes sektörün gelişimine son derece hâkim, ben sadece küçük bir hatırlatma yapabilirim. Türkiye sigorta sektörü, toplam prim üretimi içerisinde tarihsel olarak oto kaza (kasko ve trafik) ağırlıklı bir yapıya sahip. Ancak bu ağırlık, geçmişteki yüzde 65 seviyelerinden aşağı doğru geriliyor; çünkü diğer branşlarda oldukça ciddi bir büyüme söz konusu.
Trafik branşının üretimde birinci sıradaki yerini koruduğunu biliyoruz. Ancak geçtiğimiz yıllarda ve özellikle bugün, sağlık branşı çok ciddi şekilde ön plana çıktı. Sağlıktaki bu gelişim ve büyüme grafiği oldukça dikkat çekici bir seviyede.
Şöyle ifade etmek gerekir, Türkiye sigorta sektöründe son 20 yılda oto kaza sigortalarının, yani kasko ve trafik branşlarının toplam ağırlığı her zaman yüzde 50’nin üzerinde seyretti, hatta bazı dönemlerde yüzde 65 seviyelerine kadar tırmandı. Şimdi ise bu oradan geriye doğru geliyor. Fakat bu durum oto branşının küçülmesinden değil, diğer branşların çok daha hızlı büyümesinden kaynaklanıyor.
Özellikle sağlık sigortalarında, pandemi sonrasında sigortalı sayısında yaşanan artışla birlikte çok ciddi bir büyüme ivmesi yakalandı. Sağlık sigortası primlerinin toplam üretim içindeki payı, trafik sigortasından sonra ikinci sıraya yerleşti. Yangın sigortaları üçüncü, kasko ise dördüncü sırada yer alıyor. Dolayısıyla bugün sektörün temel sıralamasını trafik, sağlık, yangın ve kasko olarak değerlendirebiliriz. Kasko sigortalarında ortalama prim artış hızının son üç yılda daha yavaş seyretmesinin de bu tablonun oluşmasında etkili olduğunu söyleyebiliriz."
"Ortada ciddi bir 'korunma açığı' bulunuyor"
"Son dört yılda araç satışları yaklaşık 1,2 milyon ile 1,5 milyon arasında gerçekleşti. Bu hareketlilik doğrudan yeni müşteri kazanımı anlamına geliyor. Öte yandan, yaşadığımız deprem felaketinin ardından yangın ve deprem sigortalarına yönelik önemli bir ilgi oluştu. Ancak maalesef bu ilginin sürdürülebilirliğini sağlayamadık, yenileme oranlarında istediğimiz seviyelere ulaşamadık. Dolayısıyla bu alanlarda gelişim potansiyelimiz halen devam ediyor.
Sonuç itibarıyla ortada ciddi bir 'korunma açığı' bulunuyor. Özellikle son dönemde sektör olarak bu kavramı sıkça dile getiriyoruz. Korunma açığı, mevcut risklerin yeterince teminat altına alınamaması demektir. Bu durum trafik sigortalarında da var, kaskoda daha sınırlı, konut sigortalarında ise çok daha belirgin. Baktığımızda karşı karşıya olduğumuz alan, büyük bir gelişim alanıdır.
“Müşterilerin beklentilerini karşılayacak çözümler üretmek zorundayız”
Burada asıl dikkat etmemiz gereken konu müşteri davranışları olacak, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri budur. Müşterilerin beklentilerini karşılayacak çözümler üretmek zorundayız. Bugüne kadar sektör olarak çoğunlukla kapsamı oldukça geniş, tam paket ürünler sunduk. Ancak bu ürünler kimi zaman müşterinin ihtiyaç duyduğundan daha fazla teminat içeriyor ve doğal olarak daha yüksek maliyetli oluyor.
Önümüzdeki dönemde ekonomik koşulların etkisiyle insanların yalnızca ihtiyaç duydukları ürünlere yönelmesi daha belirgin hale gelecek. Bu nedenle müşterilerimizin risklerini doğru şekilde teminat altına alabilecek, daha odaklı ve erişilebilir ürünleri ürün portföyümüze eklemek durumundayız. Korunma açığını kapatmanın yolu da tam olarak buradan geçiyor. Örneğin kasko sigortalarında sigortalılık oranı yüzde 25 seviyelerindeyse ve özellikle yaşlı araç segmentlerinde bu oran daha da düşükse, burada yeni çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Geçmişte birçok şirket farklı ürün denemeleri yaptı ve bunların bazıları beklenen sonucu vermedi. Ancak önümüzdeki dönemde bu arayışlardan vazgeçmememiz gerekiyor, çünkü bu ihtiyaç giderek daha fazla ön plana çıkacak."
Finansal sigortalara ya da gömülü sigortalara bakış açınız nasıl?
"Gömülü sigortalar tüketici davranışlarında önemli rol oynayacak"
"Mevzuatımızda gömülü sigortalara ilişkin bazı özel tanımlar bulunuyor. Regülatörümüzün de sektörle fikir alışverişinde bulunarak bu konuda yeni çalışmalar yürüttüğünü biliyorum. Gömülü sigorta, tüketicinin bir ürün ya da hizmet satın alırken aynı süreç içerisinde, eş zamanlı olarak sigorta korumasına da erişebilmesi anlamına geliyor. Bu model, sigortanın yaygınlaşması açısından önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacaktır.
Özellikle sahiplik kavramının değiştiği, kısa süreli kullanım ve kiralama modellerinin yaygınlaştığı yeni tüketici davranışlarında gömülü sigortaların kritik bir rol oynayacağını düşünüyorum. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bu ürünlerin gündemimizde daha fazla yer alacağını ve toplam üretim içerisindeki payının giderek artacağını öngörüyorum."
Biraz HDI tarafına dönmek istiyorum. Burada güçlü konumlandığınız branşlar hangileri? Bu alandaki rekabet avantajınızı nasıl tanımlarsınız?
“Müşterinin ihtiyacı neyse, biz doğrudan o ürünü sunmak istiyoruz”
"Biz Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren bir şirketiz. 4.500'ün üzerinde acentemiz var. Tüm müşteri segmentlerine ve tüm branşlarda hizmet veriyoruz; dolayısıyla bir önceliklendirme yaptığımızda müşterinin ihtiyacı neyse, biz doğrudan o ürünü sunmak istiyoruz.
Portföyümüzde ağırlığı olan ürün grupları elbette farklılık gösteriyor. Sektör geneline paralel olarak oto branşında, özellikle kasko ve trafik sigortalarında güçlü bir konumdayız. Son üç yılda özellikle sağlık branşında da önemli bir büyüme hedefledik ve bu alandaki istekliliğimizi net bir şekilde ortaya koyduk. Sağlıkta yeni müşteri kazanımında sektörün üzerinde büyüyor, pazar payı kazanıyoruz; nitekim sektörde ilk ona doğru yükselen bir performans sergiliyoruz. Özetle bireysel branşlarda müşterilerimize tüm ürünleri sunabiliyoruz.
Ticari tarafta ise nakliyat sigortaları her zaman bizim için önemli bir odak noktası oldu. Özellikle MTA sigortalarında güçlü bir pazar payımız bulunuyor. Bununla birlikte ticari segmentte de müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürün ve hizmet altyapısına sahibiz.
Buradaki en kritik konu müşteri deneyimidir. Aracılarımızın deneyimi önemli, çalışanlarımızın deneyimi önemli. Günümüzde en değerli varlığımız zaman; bu nedenle sürtünmesiz bir operasyon yürütmek zorundayız. Poliçe düzenleme, hasar süreçleri ve poliçe sonrası hizmetlerde kesintisiz bir deneyim sunmalıyız. Aracılarımızın zamanını verimli kullanmalarını sağlamalı, müşterilerimize temas ettikleri her noktada hızlı ve kolay bir hizmet vermeliyiz. Çünkü müşteri beklentileri her geçen gün artıyor; onları memnun etmek ve bizi tercih etmeye devam etmelerini sağlamalıyız."
Hızlı destek biriminiz de var. Bu da sektörde bir farklılık yaratıyor. Kısaca bahseder misiniz?
“Özellikle büyük şehirlerde Hızlı Destek İstasyonlarımız bulunuyor”
"Hızlı Destek Servislerimizi çok önemsiyoruz. Sektörde bu konuda özelleşmiş bazı uygulamalar mevcut ancak biz bu sistemi iki boyutlu olarak ele alıyoruz.
Özellikle büyük şehirlerde Hızlı Destek İstasyonlarımız bulunuyor. Müşterilerimiz yürür durumda olan hasarlı araçlarını bu istasyonlara getiriyorlar. Araçları teslim aldıktan sonra tüm servis süreçlerini müşterilerimiz ve acentelerimiz adına biz takip ediyoruz. Bu süreçte kendilerine yedek araç hizmeti sağlıyor, düzenli bilgilendirme yapıyor ve onarım tamamlandıktan sonra araçları yine kendi istasyonlarımızda teslim ediyoruz.
“Hasar süreçlerinde en kritik noktalardan biri belirsizliktir”
Bu sistem, müşteri deneyimini doğrudan yönetebilmemizi ve geri bildirimleri ilk elden almamızı sağlıyor. Aynı zamanda bizim için bir öğrenme ve geliştirme laboratuvarı işlevi görüyor. Müşterimiz aracını getirdiğinde birlikte hasar tespit videosu çekiyor, gerekli bilgilendirmeleri yapıyor ve evrak süreçlerini şeffaf şekilde yönetiyoruz. Hasar süreçlerinde en kritik noktalardan biri belirsizliktir. Müşteri aracında bir hasar oluştuğunda sürecin nasıl ilerleyeceğini net olarak bilmek ister. Biz de hasarın tespiti, onarımı ve teslimine kadar geçen tüm süreci şeffaf ve sürekli bir iletişim içerisinde yöneterek müşterilerimizin bu dönemi daha rahat geçirmesini sağlıyoruz."
Teknoloji ve dijitalleşme yatırımları konusunda öncelik verdiğiniz alanlar nelerdir?
“Hangi işi yaparsanız yapın, her sektörün merkezinde teknoloji bulunuyor”
"Ben endüstri mühendisiyim ancak sigorta sektöründeki kariyerime bilgi işlem departmanında başladım. Teknoloji bilgisi bugün bir çalışan için adeta ikinci bir yabancı dil gibi. Çünkü artık hangi işi yaparsanız yapın, her sektörün merkezinde teknoloji bulunuyor.
Teknoloji okuryazarlığı kariyer yolculuğum boyunca bana her zaman büyük avantaj sağladı. Bugün de şirketimizin önceliklerinin en başında teknoloji yer alıyor. Dünyada savaşlar ve jeopolitik gelişmelerden sonra en çok konuşulan konuların başında teknolojik dönüşüm ve yapay zeka geliyor; bu nedenle bizim için de kritik önemde.
“Öncelikle veriye odaklanıyoruz”
Bu dönüşümde öncelikle veriye odaklanıyoruz. Veriyi şirketimizin tüm karar mekanizmalarında aktif olarak kullanmak istiyoruz. Bunun için müşteri temas noktalarından başlayarak acentelerimizde, poliçe süreçlerinde ve hasar operasyonlarında öncelikle veriyi doğru üretmek ve toplamak gerekiyor. Ardından bu veriyi işleyerek tüm karar süreçlerimizde kılavuz olarak kullanıyoruz.
“Hem müşterilerimizin hem de acentelerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz”
Teknoloji yatırımlarımızda ikinci önceliğimiz hız ve otomasyon. Tekrarlayan işlemlerde teknolojinin gücünden faydalanarak süreçleri hızlandırıyoruz. Böylece hem müşterilerimizin hem de acentelerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz.”
İklim değişikliği ve doğal afet risklerinin arttığı bu dönemde HDI Sigorta'nın afet risk yönetimi ve reasürans stratejisi nasıl şekilleniyor?
“Geçmiş istatistikleri daha sık güncelleyerek risk modellerimizi yeniden şekillendiriyoruz”
"On beş yıl önce risk sıralamalarına baktığımızda bugünkünden çok farklı bir tablo vardı. Zaman içerisinde siber riskler gündeme geldi. Son yıllarda ise iklim değişikliği ve buna bağlı olarak artan doğal afetler ön plana çıktı. Anormal hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Bu durum tüm dünyayı etkiliyor. Biz sigortacılar da geçmiş istatistikleri daha sık güncelleyerek risk modellerimizi yeniden şekillendiriyoruz.
Burada iki önemli konu var. Birincisi reasürans kapasiteleri, ikincisi ise bu riskleri nasıl yönettiğimiz. Artık daha sık yaşanan afetleri dikkate alarak koruma yapılarımızı oluşturuyor ve bunu müşterilerimize yansıtıyoruz."
Önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin vizyonunuz nedir? Neler planlıyorsunuz?
“Varmak istediğimiz noktaya vardık”
"2026 bizim için tam bir geçiş yılı. Az evvel bahsettiğim gibi daha önce koymuş olduğumuz 3 yıllık vizyonun son yılı. Dolayısıyla varmak istediğimiz noktaya vardık. Oradaki tüm hedeflerimizi gerçekleştirdik. Ağustos ayında sistem, sigortacılık sistemimizin tamamı artık hayata geçmiş oluyor. Dolayısıyla bizler için çok önemli bir kutlama anı olacak. Diğer finansal ve diğer konularda da hedeflerimizi tutturduk. Bu sene 2026'ta bu geçiş yılında 27-28-29 vizyonumuzu arkadaşlarımla çalışıyorum. 3 yılda nereye varmak istiyoruz. Onun yapı taşlarını birlikte oluşturduk. Şu anda bir vizyon cümleciğine henüz dönmüş değil ama önceliklerimiz belli. Nedir bu önceliklerimiz? Biraz bundan bahsetmek isterim:
-Deneyim ve Zaman Yönetimi: Az evvelki sorularda da sıkça dahil ettiğim üzere müşteri, müşteri deneyimi, çalışan deneyimi, aracılarımızın, acentelerimizin deneyimi çok önemli. Orada en değerli sermayeyi, zamanı yönetmek için operasyonel anlamda hızlı, verimli olmak zorundayız. Bunu sağlamak için de teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanıyoruz, faydalanmaya devam edeceğiz.
-Sürdürülebilirlik ve Teknik Uzmanlık: İkincisi, yaptığımız işin sürekliliği, sürdürülebilirliği çok önemli. Reasürans dedik, doğal afetler dedik, oto sigortalar, değişen bir dünya ve riskler var. Dolayısıyla portföyümüzün sürdürülebilirliğini sağlamak üzere teknik yetkinlikler, sigortacılık anlamındaki teknik kabiliyetler çok önemli. Bizim için portföy yönetimi, teknik uzmanlık bu bağlamda, bu resimde önemli birleşenlerden bir tanesi.
-Teknoloji ve Yapay Zeka Sürdürülebilirliği: Üçüncü taraf, teknolojiyi, veriyi, yapay zekayı koymak lazım. Çünkü hem portföyü yönetmek, hem müşteriye aracılarımızda çalışan en iyi hizmeti ve akışları sağlamak için teknolojiyi, yapay zekayı çok verimli bir şekilde kullanmamız lazım. Şu anda yapay zeka diye kullandığımız cümlelerin içerisinde bazen göz ardı ettiğimiz konulardan bir tanesi aslında ucuz bir teknoloji değil yapay zeka. Dolayısıyla burada işin yapay zeka kullanımının da sürdürülebilir olmasını sağlamamız lazım. Çok hızlı gelişiyor. Dolayısıyla işin üçüncü birleşeni kesinlikle teknoloji, yapay zeka, dijital araçlar.
-İnsan Odaklı Kültürel Dönüşüm: İşin olmazsa olmazı insan. Yani bütün bu dönüşüm, değişim hikayelerinin yüzde yetmişini, yetmiş beşini insana vermemiz lazım. Çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmek, bu yeni dünyanın gerektirdiği okuryazarlıkları kazandırmak, değişen dünyada birbirimizle itiş kakış değil, rekabet dışarıda. Dolayısıyla enerjimizi rekabette, sektörde daha iyi yere varmak için bu kültürel dönüşümü devam ettirme ihtiyacımız var. Sürekli öğrenme, ortak akıl ve bütün potansiyelimizi kullanmak olmazsa olmaz. Grubumuzun değerleri benzer. Burada işbirliği, ortak akıl ve birlikte takım kültürünü oluşturmak en kritik noktalardan bir tanesi.
-Marka Yatırımları: Ve az evvel geçtiğimiz üç yılda sevilen marka olmak dedik, o orada duruyor. Yani markamızı daha iyi anlatmak, markayla ilgili yatırımlarımızı sürdürmek bizim için önemli olacak. Bununla ilgili en önemli marka yatırımı iyi hizmet vermek ve insanların bizi, müşterilerimizin bizi tavsiye etmesi. Ama onun dışında marka yatırımlarımızı da sürdürmeye devam edeceğiz.
Sigorta şirketleri son dönemde finansal karlılıklarını artırdı. Ancak ilerleyen dönemde faizlerin düşmesi gibi gelişmeler bu tabloyu etkileyebilir mi? Bu konuda değerlendirmeniz nedir?
“Sigortacılıkta sürdürülebilir başarının temelinde risk yönetimi ve teknik kârlılık yer alıyor”
"Biz bir finans şirketiyiz. Müşterilerimizin bize emanet ettiği paraları yönetiyor ve taahhütlerimizi yerine getiriyoruz. Dolayısıyla bu paraların değerini korumak zorundayız. Bu da finansal getiriler ve mali karlılık yoluyla mümkün oluyor. Büyük bir grubun parçası olmamız nedeniyle yatırım kararlarında risk yönetimi bizim için son derece önemli. Yüksek risk yüksek getiri sağlayabilir ancak aynı zamanda kayıp riski de taşır. Bu nedenle fonlarımızı, grubumuzun belirlediği risk çerçevesi içinde ve mevcut makroekonomik koşulları dikkate alarak değerlendiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde ekonomi programının hedeflerine ulaşması ve faizlerin düşmesi halinde finansal gelirlerde bir miktar azalma yaşanması mümkün. Bu durumda sigorta şirketlerinin teknik yetkinlikleri daha da önem kazanacak. Doğru risk seçimi ve doğru fiyatlandırma becerileri öne çıkacak. Bizim de gelecek vizyonumuzun temel unsurlarından biri teknik uzmanlık. Çünkü sigortacılıkta sürdürülebilir başarının temelinde risk yönetimi ve teknik kârlılık yer alıyor."
İnsan kaynakları ve yetenek yönetimi de günümüzde giderek önem kazanıyor. Bu alanda hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
Geleceğin yöneticilerini yetiştiren program: "Young Together"
"İnsan kaynağının gelişimi bizim için stratejik öneme sahip. Özellikle üniversite öğrencileri ve yeni mezun gençler için geliştirdiğimiz 'Young Together' programıyla son iki yıldır geleceğin yöneticilerini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Program kapsamında ilk yıl 12, ikinci yıl ise 8 genç yeteneği bünyemize kattık.
“Hem mevcut çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapıyor hem de genç yetenekleri geleceğe hazırlıyoruz”
Katılımcılar üç yıllık bir rotasyon programı içerisinde her yıl farklı bir departmanda görev alıyor. Böylece şirketin bütün işleyişini yakından tanıma ve kendileri için en uygun alanı keşfetme fırsatı buluyorlar. Bu programın en önemli kazanımlarından biri bağlılık oranı. Genç çalışanlarda iş değiştirme oranlarının yüksek olduğu bir dönemde, programa katılan arkadaşlarımızdan yalnızca bir kişi ayrıldı. O da kendi girişimini kurmak üzere farklı bir kariyer yolu seçti. Bunun dışında hem mevcut çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapıyor hem de genç yetenekleri geleceğe hazırlıyoruz."
Talanx Grubu'nun Türkiye'ye ve Türk sigorta sektörüne bakışı nasıl?
"Son 18 ay içerisinde Talanx Grubu CEO'sunu iki kez Türkiye'de ağırladık. Bu yıl içerisinde de yeni bir ziyaret planlanıyor. Ayrıca geçtiğimiz yıl grubun en üst düzey 100 yöneticisinin katıldığı uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptık. Talanx'ın Türkiye'deki varlığı yaklaşık 20 yıla dayanıyor. Grup, sadece 2006 yılında pazara giriş yapmakla kalmadı, sonraki yıllarda da yatırımlarını sürdürdü. 2018-2019 yılında Ergo Sigorta ve Liberty Sigorta'nın Türkiye operasyonlarının satın alınması, 2022 yılında Fiba Emeklilik ortaklığı, Fiba Banka ve Fiba Sigorta iş birliği bunun somut örnekleri.
Bazı yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye'den ayrıldığı dönemlerde bile Talanx Grubu Türkiye'ye olan inancını korudu. Bugün de Türkiye'yi uluslararası faaliyet gösterdiği ülkeler arasında önemli bir büyüme pazarı olarak görüyor. Bizim kendi aramızda en sık konuştuğumuz konulardan biri Türkiye'de nasıl daha fazla büyüyebileceğimiz. Bu büyüme hem organik yollarla hem de fırsat oluşması halinde iş birlikleri, ortaklıklar veya farklı yatırım modelleriyle gerçekleşebilir. Grup, Türkiye'nin potansiyeline inanıyor ve burada daha fazla nasıl değer yaratabileceğini sürekli değerlendiriyor."
HDI Sigorta'nın sosyal sorumluluk projeleri hakkında neler söylemek istersiniz?
"Tüm paydaşlarımızı önemsiyoruz. Bunun içinde toplum da var. Topluma karşı sorumluluklarımız olduğuna inanıyoruz ve bu doğrultuda çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. Özellikle sporun yaygınlaşmasını destekliyoruz. Profesyonel kulüplerin yanı sıra amatör spor kulüplerine, bireysel sporculara ve daha az görünür branşlara da destek veriyoruz. Buradaki amacımız yalnızca görünürlük sağlamak değil, gençlere ilham vermek ve onları sporla buluşturmak.
Sanat da destek verdiğimiz alanlardan biri. Geçtiğimiz yıldan bu yana Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödülleri'nin isim sponsoruyuz. Bu yıl da ödül töreni Eylül-Ekim döneminde gerçekleştirilecek. Sanat ve spor, toplumu bir araya getiren ve ortak değerler oluşturan çok önemli alanlar. Bu nedenle bu tür projelerde yer almaya devam edeceğiz."
Yaz döneminde saha çalışmalarınız devam edecek mi?
"Müşterilerimize ve acentelerimize ne kadar yakın olursak işimizi o kadar iyi yapabiliriz"
"Son üç yılda sektörümüzde en fazla saha ziyareti ve bölge toplantısı gerçekleştiren şirketlerden biri olduğumuzu düşünüyorum. Göreve başladığım ilk dönemden itibaren tüm bölgelerimizi ziyaret ettik. Bölge toplantıları bizim için çok önemli çünkü Türkiye genelindeki acentelerimizle doğrudan bir araya gelme ve onların görüşlerini dinleme fırsatı sunuyor.
Bu yıl bölge toplantılarına kısa bir ara verdik çünkü içeride yoğun şekilde yürüttüğümüz projeler vardı. Ancak birebir ziyaretlerimiz devam ediyor. Bölge müdürlüklerimizde yaptığımız yenilemelerin açılışlarını gerçekleştiriyoruz. Temmuz ayında da İzmir'de saha ziyaretlerimiz olacak. Biz işlerin uzaktan yönetilemeyeceğine inanıyoruz. Müşterilerimize ve acentelerimize ne kadar yakın olursak işimizi o kadar iyi yapabiliriz."
Röportaj boyunca müşteri deneyimi konusuna sık sık vurgu yaptınız. Bu yaklaşım HDI Sigorta'nın temel değerlerinden biri mi?
“Samimiyet, sıcaklık ve ulaşılabilirlik bizim kurum kültürümüzün temel taşları arasında yer alıyor”
"HDI Sigorta'nın DNA'sında yer alan en önemli değerlerden biri ulaşılabilir olmaktır. Biz kendisini duvarların arkasına kapatan, sadece sistem işleten bir şirket olmak istemiyoruz. Bugün de böyle değiliz, yarın da olmayacağız. Müşterilerimizle, acentelerimizle ve iş ortaklarımızla aramızdaki mesafenin kısa olmasını önemsiyoruz. Samimiyet, sıcaklık ve ulaşılabilirlik bizim kurum kültürümüzün temel taşları arasında yer alıyor."