SEKTÖR

Hayat Sigortacılığı 2026–2027 pozisyon belgesi yayımlandı: Sektör için yol haritası çizildi

Türkiye sigorta sektörünün çatı kuruluşu Türkiye Sigorta Birliği (TSB), hayat sigortacılığının gelişimine yön verecek “Hayat Sigortacılığı 2026–2027 Pozisyon Belgesi”ni yayımladı. Belge, sektörün mevcut görünümünü ortaya koyarken, hayat sigortalarının yaygınlaşması ve derinleşmesine yönelik somut politika önerileri içeriyor.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), hayat sigortacılığını Türkiye ekonomisinin stratejik bir kaldıraç noktası haline getirecek kapsamlı dönüşüm hamlesini açıkladı. Yayımlanan pozisyon belgesi, sektörün mevcut potansiyelini daha ileri taşıyarak prim üretiminin GSYİH’nin %2’sine çıkarılabileceğini ortaya koyarken; çalışanlardan çocuklara, tasarruf sahiplerinden emeklilere kadar toplumun geniş kesimleri için yüz milyarlarca liralık yeni bir finansal koruma alanı oluşturulabileceğine işaret ediyor. Dijitalleşme, ürün çeşitliliği ve yatırım fonlu sigortalarla desteklenen bu dönüşümün, önümüzdeki 10 yılda trilyonlarca liralık ek fon yaratarak hem bireylerin finansal güvenliğini güçlendirmesi hem de Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırması hedefleniyor.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), hayat sigortacılığının gelişimine yön verecek kapsamlı “Hayat Sigortacılığı Pozisyon Belgesi”ni kamuoyu ile paylaştı. Çalışma, sektörün mevcut durumunu ortaya koyarken, Türkiye’de hayat sigortalarının yaygınlaşması ve derinleşmesi için somut politika önerileri sunuyor. Son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakalayan sektör, 2025 yılı itibarıyla 178,9 milyar TL prim üretimine ulaşırken, sigortalılara yapılan ödemeler 29,7 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde sağlanan finansal güvence büyüklüğü ise 15,4 milyon sigortalı için 8,5 trilyon TL vefat teminatı ve 5,7 trilyon TL maluliyet teminatına ulaştı.

Koruma kalkanını iki katına çıkarma hedefi!

Buna karşın hayat sigortalarının ekonomideki payı halen gelişmiş ülke ortalamalarının altında bulunuyor. TSB’ye göre, pozisyon belgesinde tanımlanan dönüşüm adımlarının hayata geçirilmesiyle birlikte prim üretiminin GSYİH’nin %2’si seviyesine, bireylere ve hane halkına sağlanan finansal korumanın da iki katına çıkartılması mümkün. Koruma kalkanının iki katına çıkarılması; hane halklarının ve bireylerin ekonomik, sosyal ve doğal afetler kaynaklı zor koşullara karşı dayanıklılığını kuvvetlendirmek açısından büyük önem taşıyor.

Ürün Çeşitliliği ve Farkındalık Artışı

Raporda, mevcut üretim yapısının büyük ölçüde kredi bağlantılı ürünlere dayanması ve tasarruf odaklı ürünlerin sınırlı kalması önemli bir dönüşüm ihtiyacına işaret ediyor. Bu kapsamda tasarruf odaklı ürünlerin geliştirilmesi, dijitalleşmenin hızlandırılması ve alternatif dağıtım kanallarının güçlendirilmesi öncelikli alanlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca, hayat poliçelerinin ek teminatlarının tanıtımının artırılmasıyla sigortalıların poliçe kapsamından daha fazla haberdar olması ve bu teminatlardan yararlanan kişi sayısının artırılması hedefleniyor.

Kredi bağlantılı hayat sigortalarının önemi

Kredi bağlantılı hayat sigortası ürünleri bireylerin koruma açığını kapatmada da önemli fonksiyonlar üstlenmektedir. Türkiye’deki hayat sigortacılığı toplam korumasının %61’i kredi bağlantılı hayat sigortalarından gelmektedir. Nitekim 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında ödenen 1 milyar TL hayat sigortası tazminatının %80’i kredi bağlantılı hayat sigortaları üzerinden ödenmiştir. Beklenen İstanbul depremi açısından büyük önemi olan hayat sigortalarının Marmara Bölgesi’ne sağladığı toplam 3 trilyon TL vefat teminatının %54’ü, 2 trilyon TL maluliyet teminatının ise %56’sı kredi bağlantılı hayat sigortası ürünlerine aittir.

Çalışanlara Yönelik Yeni Koruma Alanı

TSB, işverenlere sağlanacak vergi ve SGK teşvikleri ile esnek teminat modellerinin devreye alınması halinde özellikle alt-orta gelir grubundaki çalışanlar için grup hayat poliçeleri kapsamında 250–300 milyar TL büyüklüğünde finansal koruma kalkanı oluşturulabileceğini belirtiyor.

Çocukların Geleceği için Güvence

Türkiye’de nüfusun yaklaşık %25’ini oluşturan çocuklar açısından hayat sigortacılığı ayrı bir önem taşıyor. 2024 verilerine göre 345 binden fazla çocuk, ebeveyn kaybı nedeniyle ekonomik zorluk ve eğitim hayatının kesintiye uğraması riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu çerçevede eğitim sigortası ürünlerinin kapsamının genişletilmesi ve yaygınlaştırılması öneriliyor. Çocuk nüfusunun yalnızca %5’inin, yaklaşık 1 milyon çocuğun, sigortalanması halinde yaklaşık 4 trilyon TL büyüklüğünde ek finansal koruma sağlanabileceği ifade ediliyor.

Finansal Kapsayıcılık ve Yeni Ürünler

Sektördeki 6.500’ün üzerindeki bireysel emeklilik aracısı sayesinde yatırım fonlu sigortaların yürürlüğe girmesiyle yatırım fonlarının daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor; 10 yıllık süreçte 2,5 trilyon TL ilave fon kapasitesi (%11,5) yaratılması öngörülüyor.

Yaşlanan Nüfus ve Yeni Sigorta Alanları

Türkiye’de yaşlı nüfus oranının 2030’da %12,9, 2040’ta %16,3 ve 2060’ta %22,6 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu demografik dönüşüm doğrultusunda uzun vadeli birikim ve koruma ürünlerinin önemi artarken, sektörün yaşlı bakım sigortasında tamamlayıcı rol üstlenmesi hedefleniyor.

Ahmet Yaşar: “Hayat Sigortacılığı Türkiye İçin Stratejik Bir Gereklilik”

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, hayat sigortacılığının yalnızca bireysel bir güvence aracı olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Hayat sigortaları, bireylerin ve ailelerin finansal güvenliğini sağlamanın ötesinde; sosyal güvenlik sistemini tamamlayan ve uzun vadeli tasarrufların ekonomiye kazandırılmasına katkı sunan kritik bir araçtır.”

Türkiye’nin demografik dönüşüm, afet riski ve artan ekonomik dalgalanmalar gibi önemli risklerle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Yaşar, hayat sigortacılığının bu süreçteki rolünün daha da arttığını ifade etti.

Pozisyon belgesinde hayat sigortalarının geliştirilmesinin yalnızca sektörel bir büyüme alanı olmadığı; aynı zamanda uzun vadeli fon birikimi, sermaye piyasalarının derinleşmesi ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip olduğunun altı çiziliyor. TSB’nin ortaya koyduğu bu yol haritası, hayat sigortacılığının Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaşmasını ve ekonomide daha güçlü bir rol üstlenmesini hedefliyor.