SEKTÖR

Atilla Benli: BES’te 2,24 trilyon TL’lik büyüklüğe ulaşıldı

Zürih Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, CNBC-e ekranlarında yayınlanan İsmail Öztürk’ün hazırlayıp sunduğu Sigorta Life programına konuk oldu. Benli, bireysel emeklilik sisteminin (BES) yalnızca emeklilik dönemine yönelik bir tasarruf aracı olmadığını, aynı zamanda nesiller arası birikim aktarım sistemi haline geldiğini söyledi.

Zürih Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, CNBC-e ekranlarında yayınlanan İsmail Öztürk’ün hazırlayıp sunduğu Sigorta Life programında sigorta sektörü, BES ve TES’in geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Enflasyonist ortamın sigorta sektörüne etkilerine değinen Benli, hayat dışı sigortacılıkta 629 milyar TL, hayat sigortalarında 114 milyar TL ve BES’te 2,24 trilyon TL büyüklüğe ulaşıldığını belirtti.

Haziran sonu itibarıyla yıllık büyümenin hayat dışı sigortalarda yüzde 26, hayat sigortalarında ise yüzde 46 seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Benli, sektörün genel büyümesinin enflasyonla başa baş veya üzerinde bir seyir izlediğini söyledi. Benli, enflasyonun sigorta sektörünü hem primler hem de sigortalanan varlıkların değeri üzerinden etkilediğini belirterek, sigortanın artan riskler ve belirsizlikler karşısında bireylerin ve şirketlerin finansal güvenliğini destekleyen önemli bir mekanizma olduğunu vurguladı.

“BES’te gidilecek çok yol var”

BES’te katılımcı sayısının 10 milyonu aştığını, otomatik katılım sistemiyle (OKS) birlikte toplam katılımcı tabanının yaklaşık 19 milyona yaklaştığını belirten Benli, 18 yaş altı katılımcıların da 1 milyon 740 bin seviyesine ulaştığını söyledi. Türkiye’de BES’in gelişiminin güçlü biçimde sürdüğünü ifade eden Benli, buna rağmen gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında önemli bir potansiyelin bulunduğuna dikkat çekti. Benli, gelişmiş OECD ülkelerinde BES fonlarının milli gelire oranının yüzde 95 seviyelerine ulaşabildiğini, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 2,8 civarında olduğunu belirterek, “Bir yandan çok iyi gelişiyoruz ama gidecek yolumuz da çok fazla” değerlendirmesinde bulundu.

“BES nesiller arası birikim aktarım sistemidir”

BES’i klasik bir emeklilik ürünü olmanın ötesinde değerlendiren Benli, sistemi “nesiller arası birikim aktarım sistemi” olarak tanımladı. BES’in çalışanların aktif çalışma dönemlerinde yaptıkları tasarruflarla emeklilik döneminde SGK gelirlerine ek bir gelir oluşturmasını sağladığını belirten Benli, küçük tutarlarla erken yaşta başlayan düzenli birikimin uzun vadede önemli büyüklüklere ulaşabileceğini söyledi. Benli, sistemin en önemli avantajlarından birinin devlet katkısı olduğunu ifade ederek, profesyonel fon yönetimi sayesinde katılımcıların birikimlerinin uzmanlar tarafından yönetilebildiğini kaydetti. Fon çeşitliliğinin ve fon değiştirme imkanlarının da zaman içinde arttığını belirten Benli, katılımcıların yılda 12 kez fon dağılımlarını değiştirebildiğini hatırlattı.

“En popüler fona yönelmek doğru strateji değil”

BES katılımcılarının fon seçiminde yalnızca kısa vadeli getirileri takip etmemesi gerektiğini vurgulayan Benli, öncelikle kişisel risk profilinin belirlenmesinin önemine dikkat çekti. Yaş, gelir durumu ve risk alma kapasitesinin kişiden kişiye değiştiğini belirten Benli, yapay zeka ve robo danışmanlık uygulamalarının da katılımcılara risk profillerine uygun fon seçiminde destek sağlayabildiğini söyledi. Benli, “Altın çoksa altına gideyim, hisse yükseliyorsa hisseye gideyim” anlayışının BES’in uzun vadeli yapısıyla örtüşmediğini ifade ederek, portföylerin dönemsel olarak gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.

BEFAS ile fon seçme özgürlüğü

Benli, Bireysel Emeklilik Fon Alım Satım Platformu (BEFAS) sayesinde katılımcıların kendi emeklilik şirketleri dışındaki şirketlerin fonlarına da erişebildiğini söyledi. BEFAS’ın katılımcılara daha geniş bir fon seçeneği sunduğunu belirten Benli, bu yapının BES sisteminde daha özgür ve çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturulmasına imkan verdiğini kaydetti.

“Tamamlayıcı emeklilik sistemi zorunluluk”

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin (TES) Türkiye için önemli bir ihtiyaç olduğunu savunan Benli, emeklilik sisteminin üç basamaklı bir yapı üzerine kurulması gerektiğini söyledi. Benli’ye göre birinci basamak SGK, ikinci basamak TES, üçüncü basamak ise mevcut BES olmalı. TES’in başarılı olabilmesi için sistemin yalnızca çalışanların katkısıyla değil, işveren ve devlet katkısının da bulunduğu, yarı zorunlu veya zorunlu bir model olarak tasarlanması gerektiğini belirten Benli, kamu, işveren ve birey arasında sosyal uzlaşının sağlanmasının önemine dikkat çekti.

TES’in hayata geçirilmesi halinde uzun vadeli fon büyüklüğünün önemli ölçüde artabileceğini belirten Benli, mevcut BES büyüklüğünün ulaştığı 2,2 trilyon TL seviyesinden hareketle, benzer bir sürede TES ile birlikte toplam kaynağın 10 trilyon TL seviyesine ulaşabileceği öngörüsünü paylaştı. Benli, böyle bir kaynağın sermaye piyasaları, Borsa İstanbul, kamu borçlanması ve stratejik yatırımlar için uzun vadeli finansman oluşturabileceğini söyledi.

Prim iadeli hayat sigortalarında ikinci nesil

Hayat sigortalarında prim iadeli ürünlerin hızlı yükselişine de değinen Benli, bu ürünleri hayat sigortacılığının “ikinci nesli” olarak nitelendirdi. Prim iadeli hayat sigortalarının hayat sigortaları içindeki payının yüzde 34 seviyelerine ulaştığını belirten Benli, bu büyümenin ağırlıklı olarak tüketici talebinden kaynaklandığını ifade etti.

Geleneksel hayat sigortalarının yalnızca risk koruması sunduğunu, prim iadeli ürünlerde ise risk gerçekleşmediğinde belirli şartlar dahilinde ödenen primlerin geri alınabildiğini belirten Benli, ürünlerin aynı zamanda vergi avantajı da sağlayabildiğini söyledi. Benli, gelecekte yatırım fonlu hayat sigortalarının yaygınlaşmasıyla hayat sigortacılığında “üçüncü nesil” bir dönemin başlayacağını ifade etti. Bu modelin birikim, risk koruması ve aktif fon yönetimini aynı yapıda buluşturacağını belirtti.

“BES’te 10 yılı ve 56 yaşı dolduranlar paralarının tamamını çekmek zorunda değil”

BES katılımcılarının sık merak ettiği konulara da değinen Benli, sistemde emeklilik hakkı elde eden kişilerin birikimlerini tek seferde çekmek zorunda olmadığını söyledi. Benli, 10 yıl sistemde kalma ve 56 yaş şartlarını tamamlayan katılımcıların sistemde kalmaya devam ederek birikimlerini değerlendirebileceğini belirtti. Ayrıca belirli şartların sağlanması halinde kısmi ödeme imkanının da bulunduğunu ifade eden Benli, bu esnekliğin BES’i uzun vadeli birikim açısından avantajlı hale getirdiğini söyledi. Birden fazla BES sözleşmesi açılması halinde devlet katkısının her sözleşme için ayrı bir üst limit üzerinden ödenmediğini belirten Benli, devlet katkısının toplam katkı üzerinden belirlenen yıllık limite tabi olduğunu ifade etti.

“BES, ailelerin gelecek nesillere bırakabileceği bir finansal miras”

Benli, programın sonunda BES’in yalnızca bireysel emeklilik açısından değil, finansal okuryazarlığın nesiller arasında aktarılması açısından da önemli olduğunu vurguladı. Ailelerin çocukları, torunları ve genç yakınları adına küçük tutarlarla BES birikimi başlatabileceğini belirten Benli, bu yöntemin çocuklara erken yaşta tasarruf ve finansal disiplin kazandırabileceğini söyledi. Benli, BES’in gelecekte yalnızca emeklilik geliri yaratmakla kalmayacağını, ailelerin birikim kültürünü sonraki nesillere aktarmasında da önemli bir araç haline geleceğini ifade etti.