Daha önce yasal dayanağı olmadan sadece danışmanlık şeklinde aktif olarak kullanılan bu yöntemler kişisel verilerin korunması kapsamında sakıncalara sahipken bu yönetmelik ile hasta bilgilerinin kaydedilmesi ve sunulması riskleri ortadan kaldırılarak birçok kolaylık sağlandı.

Uygulamada; sigorta şirketlerinin tamamlayıcı sağlık sigortası, özel sağlık sigortası için sundukları hizmetlere uzaktan sağlık hizmeti de eklenerek e-reçete, izlem, tıbbi gözlem, takip ve hatta kronik hastalık yönetimi tele sağlık platformları aracılığıyla verilebilecek ve bugünden sonra ülkemizdeki sağlık uygulamalarında çok ciddi bir değişim yaşanacaktır. Düzenlemenin çok önemli ve sağlık hizmet sunumunun dijitalleşmesi için çok büyük bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Pandemi ile hayatımızın birçok alanına hızla yayılan dijitalleşme kavramı ve yeni nesil iş modelleri sağlık alanına da yansıyarak yeni kavramlar ve çözümler ile bizleri tanıştıracaktır.

Yapılan araştırmalara göre acil servislere giden hastaların %80’ni acil hasta değilken sadece randevu alamadığı için hastaneye giden kişilerden oluşmaktadır. Özellikle pandemi ile yaşanan korkunun etkiyle hastaneye giden kişi sayısında azalma olduğu ve bu sistem sayesinde daha da azalacağı izlenimi vermektedir. Ayrıca pandemi ile netleşen önemli bir bir konu; tüm dünyada oluşan bir hekim açığı mevcut ve hızlıca büyümektedir. Ülkeler birbirlerinden hekim transfer etmektedirler. Bu sistem ile hekimler daha çok bedeniyle çalışan olmaktan çıkarak mümkün olduğunca hekimlerin mobilizasyonları azaltılacaktır. Hekimlerin zihni kapasitelerine odaklanan sağlık sistemleri daha çok kazanacaktır. Bu sayede, uzaktan sağlık hizmetleri ile hekimleri daha efektif kullanan bir sisteme sahip olabiliriz.  

Sistem ile bireyin sağlığa ulaşım hakkı daha da önem kazanacaktır. 2019 yılında ülkemizde yapılan aile hekimliği hariç muayene sayısı 524 milyon 801 kişi iken hastaneye yatan hasta sayısı 13 milyon 806 bin olmuştur. Bu demektir ki uzman hekimlere başvuran hastaların %2,63’ü hastane yatağına ihtiyaç duymuştur. Bu bizi; bireyleri hekime götürmek yerine, hekimi bireyin yaşam alanına getirecek teknolojik yaklaşımların değer kazanacağı tezine ulaştırmaktadır.

Dünyadaki uygulamalara bakarsak bu hizmetlerin bağımsız platformlarda ancak yine kamu denetimine tabi olarak sunulduğunu görebiliriz. Kimileri doktorları bir araya getiren platformlar oluştururken kimileri farklı dillerde hizmet vererek sağlık turizmine yönelik fayda sağlayan organizasyonlar haline geliyorlar.  Sistem zamandan tasarruf sağlarken sigorta şirketleri açısından hasar maliyetlerini de düşüreceğinden sigorta fiyatlarında da olumlu etkiler verecektir.

Sağlık Bakan Yardımcısı Sayın Şuayip Birinci; yaptığı bir sunumunda;

-Küresel tele sağlık pazarının 2026 yılında 475,5 milyar$ olmasının beklendiğini ve

-Teletıp (uzaktan muayene) pazarının da 2020 yılında dünyada 40,2 milyar$ olup 2030 yıllarında 10 kat artarak 431 milyar$ olmasının beklendiğini ifade etmiştir.

Söz konusu model ile sadece hasta ve doktorun yüz yüze görüştüğü dar kapsamlı bir platform hayal etmeyelim. Uzaktan sağlık hizmetleri ülkemize döviz kazandırabilecek bir hizmet olmanın yanında düzenlemeler yeni bir sağlık ecosisteminin itici gücü olacaktır. VR gözlükler, smart watch, giyilebilir teknolojiye dair çözümler ile kilometrelerce uzaktan teşhis hatta ameliyat planlanması sunulabilir. Kişilerin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir.

Artık izinler alındığına göre şimdi yapılması gereken yerli ve yabancı teknoloji yatırımları ile sosyal güvenlik sistemi, özel sağlık kurumlarının bir araya gelerek bütünleşmiş çalışacak sistemlerin oluşturulmasıdır. E-sağlık hepimiz için bir lüks olmaktan çıkıp, gereklilik haline gelecek bir sistemdir.

Şule Aksak Gürbüz

Alerta Kurumsal Sağlık Yönetimi ve Danışmanlık Hizm. A.Ş.

Portföy Yöneticisi