Sigorta uğranılan zararların tazminini sağlayarak sigorta ettirene bu yönde bir imkân sağlarken, aynı zamanda sigorta ettirenin tazmin talebini kötüye kullanmasını da engelleyecek önlemleri alması gerekmektedir. Olası kötüniyetli davranışların engellenebilmesi adına gerek yapılan yasal normlar gerek sigortacılık sektörünün kabul ettiği ilkeler birtakım düzenlemeler getirmektedir. Bu düzenlemelerden biri de “Zenginleşme Yasağı” ilkesidir.

Sigortacılık alanına özgü getirilen düzenlemeler incelendiğinde bazı temel ilkelerin benimsendiği görülmektedir. Bu ilkeler Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun altıncı kitabı olan “Sigorta Hukuku”başlıklı bölümünde farklı maddelerde ele alınmış ve tesis edilen / edilecek olan sigorta sözleşmelerinde uygulanması, nazara alınası gerektiği dile getirilmiştir. Peki bu ilkeler nelerdir?

·         Menfaat ilişkisi (sigorta edilebilir bir menfaatin olması)

·         Azami iyiniyet kuralı

·         Sebepsiz zenginleşme yasağı (tazminat kuralı)

·         Halefiyet ilkesi

·         Hasara katılım ilkesi

·         Yakın sebep ilkesi

Bahse konu ilkeler gerek sigorta hukuku alanında gerekse sigortacılık alanında kabul gören, sigorta ilişkisinde olması gereken ve tarafların uyması beklenen temel ilkelerdir.

6102 sayılı TTK kapsamındaki hükümler incelendiğinde zenginleşme yasağı ilkesine dair kanunkoyucunun bir tanımlama yapmadığı görülmektedir. Zenginleşme yasağı ilkesinin varlığını, kanun hükümleri içerisinde yer alan ifadelerden, madde metinlerine dair yapılan yorumlardan tespit etmek mümkün olmaktadır. Nitekim TTK md. 1459/1 “Sigortacı sigortalının uğradığı zararı tazmin eder” şeklindeki hükmü, sigorta hukukunda uygulama alanı bulan zenginleşme yasağını ifade etmektedir. İlgili maddede de görüldüğü üzere kanun koyucu doğrudan tanım yapmak yerine ilgili madde yorumu ile bu ilkeye işaret etmiştir. TTKmd. 1486’da düzenlenen koruyucu hükümler başlığı altında md. 1459 emredici hükümler arasında sayılmış, zenginleşme yasağı ilkesine sebebiyet verecek bir sigorta sözleşmesinin külli olarak geçersiz sayılacağı belirtilmiştir. Buradan hareketle, bahse konu ilkenin sigorta sözleşmesi açısından ne denli önemli olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Sigorta sözleşmesi sigorta ettiren açısından bir zenginleşme vasıtası değildir. Sigortada temel amaç zarara maruz kalan sigortalının uğradığı zararı tazmin etmektir. Bu nedenledir ki, sigorta bedelinin ve sigorta değerinin birbirine eşit olması (tam sigorta) gerekmektedir. Eşitlik kuralının kabulündeki temel amaç, sigortalının talep edebileceği zarardan daha fazla sigorta tazminatı almasını engellemektir. Zenginleşme yasağı (tazminat) ilkesi, sadece mal sigortaları için geçerli olan bir ilkedir. Keza TTK md. 1401/1’de sigortaya ilişkin yapılan tanımda da kanun koyucu zarar ve can sigortalarına ilişkin bir ayrımdan bahsetmekte, zarar sigortaları için “...bunu tazmin etmeyi...” ifadesini kullanmaktadır. Tazmin ilkesi zarar sigortaları için geçerli olup, meblağ sigortaları açısından uygulanabilirliği söz konusu değildir. Kaldı ki, kanun koyucunun sistematiği zenginleşme yasağı ilkesinin mal sigortaları için geçerli olduğunu bizlere göstermektedir. TTK md. 1459, zarar sigortalarının bir türü olan mal sigortası başlığı altında düzenlenmiştir.

Bir an için zarar sigortaları açısından zenginleşme yasağı ilkesinin olmadığını düşünürsek, sigorta ettiren, sigorta konusu değerin üzerinde bir sigorta sözleşmesi akdedecek, rizikonun meydana gelmesi ile sigorta değerinin üzerinde bir kazanç elde edebilecektir. Ve dahi, sigorta değerinin üzerinde bir kazanç elde edebilme imkanı, sigorta ettiren/sigortalı açısından cazip olacağından, rizikonun meydana gelmesine bizzat kendisi sebebiyet verebilecektir. Böyle bir durum sigorta ilişkisinin temel unsur ve ilkeleri ile de çelişeceğinden sigortanın özüne aykırılık teşkil edecektir. Kanun koyucu zenginleme yasağı ilkesine dair düzenleme ile sigorta ettirenin daha fazla tazminat elde etmesi adına kötüniyetli davranıştan kaçınmasına (azami iyiniyet ilkesinin de tam anlamıyla uygulanmasına), meşru olmayan bir kazancı elde etmesine engel olmaktadır.