Kaynaklar ve imkânlar ne kadar gelişmiş olsa da artan sağlık taleplerinin karşılanabilirliği, medikal enflasyon, büyük şehirlere göç, nüfus artışı ve tüm sebeplerle ilişkili olarak özel hastane kullanımlarına artan yoğun talepler neticesinde fiyatlamalarda aynı paralellikte artmaktadır. 2018 yılından buyana %15 in üzerinde seyreden medikal enflasyon geçen yılı %25 bandında kapadı. Bu yıl ise öngörülen medikal enflasyon seviyesi %55 bandında. Hal böyle olunca sağlık finansmanımızı güvence altına almak, sağlık hizmeti almak istediğimizde doktor ve hastane tercih hakkına sahip olabilmek için bir özel sağlık sigortası poliçesi günümüzde artı bir olanak değil zorunlu bir ihtiyaç haline dönüşüyor. Özellikle 1990 yıllarında adımları atılan Tamamlayıcı sağlık TSS poliçeleri ile sektör yeni bir soluk kazanmıştır. Daha ekonomik olan bu poliçeler ile Sgk anlaşmalı hastanelerden hizmet alınmasını sağlayan bu sistem kullanımı kolay, Sgk ve Bağkur sistemine entegre, özel hastanelerde çıkan Sgk farkını karşılayan bir poliçedir.2021 yılı itibari ile 2 milyon 450 bin kişi tamamlayıcı sağlık sigortaları sistemine giriş yapmış bulunmaktadır.

Peki, medikal enflasyonun %55 öngörü seviyelerine dayandığı özel hastanelerden hizmet almanın mali külfetlerinin bel büktüğü, pandemi sürecinin küllerini yeni yeni üzerinden atmaya çalışan bir ülke olarak ‘’NEDİR BU ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARINDAN VERİPTE ALAMADIĞIMIZ ’’ ? Nedir hala böylesi avantajlı bütçe dostu bir sisteme dâhil olmama sebeplerimiz? Sistemin doğru tanınmaması, yeterli sigorta bilincine sahip olmama, sağladığı yüzlerce artıyı es geçip büyük resme odaklanmadan sigorta kapsamına girmeyen birkaç detaya takılıp antipati oluşturma ve sigortaya karşı görüş geliştirmekten kaynaklandığı fikrindeyim. Ben zaten doktora çok gitmiyorum benim için gerekli değil gibi savunmalar geliştirmeden önce her birey kendine şu soruları sormalıdır; Şuan sağlıklıyım ama başıma ani bir kaza gelirse, acil bir ameliyat ciddi bir sağlık durumum söz konusu olduğunda sağlık finansmanımı nasıl sağlayabilirim? O an sağlığım için gerekli olan sağlık konforunu ve hizmetlerini sağlayabilmem için maddi olarak hangi birikimlerimi gözden çıkarmam gerekir ve eğer bunları sağlayabilecek finansmanım yok ise devlet hastanelerinde ki hizmet bekleme süresi ve sunulan mevcut şartlar beni memnun eder mi? Devlet hastanelerinde ki yaşanan hizmet yoğunluğu ile en basit örnekle MR sırası için yaklaşık 3 ay beklemek durumunda kalırsam ne olur? Bu bekleme süresi sağlık durumumu olumsuz yönde ilerlettiğinde ne yaparım?

En yalın hali ile bu 3 kalem soru ele alınarak aslında doğru cevaba ulaşılabilir. Özellikle Sgk ile entegreli tamamlayıcı sağlık sigortalarının fiyat / hizmet performansına bakıldığına bugün tercih edilmesi değil, tercih edilmemesi bütçelere mali külfettir. Özetle ve önemle belirtmek isterim ki sağlık sigortalarına verip de alamayacağınız hiçbir şey söz konusu değildir. Konusunda uzman bir sigortacıdan genel ve özel şartlar bilgisi dâhilinde detaylı bilgi almanızı henüz sağlıklı iken bu güvenceye sahip olmanızı temenni ederim. Unutmayalım ki sağlık sigortalarına ne kadar erken yaşta ve ne kadar sağlıyken girersek ileride toplayacağımız meyvelerde o oranda artmış olacaktır. Bugün kronik birkaç rahatsızlığı bulunan bir kişi sistem süzgecine takılmakta veya yaş baremini aştı ise ödeyeceği prim tutarına bakılmaksızın maalesef sigortalanamamaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin de desteklediği bu sistemin nimetlerinden faydalanabildiğiniz, sağlık trenini kaçırmadığınız verdiklerinizin karşılığını fazlası ile alacağınız bu sistem eşliğinde sağlık dolu bir yıl dilerim.

Merve YAVAŞÇALAR
Sigorta Risk Uzmanı