“Birden çok hastalığınız olabilir; fakat benim ilacım bir tanedir; meditasyon, tanık olma hali. Bu sizi tüm hastalıktan iyileştirir ve iyileşen her şey sevgi işlevini görür.” – Osho.

Tıp tarihinde hastalıkların zihinde başladığı kanıtlanmış olup, duyguların vücudumuzu ayakta tutan ve bütünsel sağlığımızın en önemli parçası olduğu özellikle günümüzde daha da çok hissedilmeye başlandı.

Dünyamız gittikçe daha yoğun duygular deneyimliyor ve bunların ne yazık ki yoğunluk oranında pozitif duygusal yoğunluk oldukça zayıf… Bu sebeptendir ki dünyamızın ayakta durma dengesi günden güne şaşıyor, şaşırtılıyor. Her birimiz tarafından farkında olarak ya da olmayarak…

Dünyada düşünebilen tek varlık olan biz insanlar zihinlerimizde başlattığımız bu hastalıkları hayatlarımızda ve dünyamızda her geçen gün daha da yoğun bir şekilde deneyimliyoruz.

Peki, bizler neden zihinlerimizde hastalıklar başlatıyoruz? Buna sebep olan hangi duygumuz? En derinlerde hepimiz adaletsizlik ile karşı karşıya kaldığımız için zihinlerimiz bize daima oyun oynuyor ve daha da çok adaletsizlik ile karşılaşacağımız durumları deneyimliyoruz.

Nasıl mı? Aile hayatımızda adil bir sevgi paylaşımı bulamadıysak, ebeveynlerimiz arasında adil bir ilişki ve iletişim göremediysek, okullarımızda adil bir eğitim sistemi ile kendimizi geliştiremediysek, adalet duygusu olan arkadaşlar ile sohbet edemediysek, iş hayatımızda adil bir sistem altında çalışıp kazanamadıysak, adil bir rekabet ortamına oldukça uzak kaldıysak, adil bir şekilde sevgi ilişkisi kuramadıysak, zihnimiz yavaş yavaş kalplerimizdeki adalete olan inancımızı köreltmek ile kalmıyor.

Adaletin yerini bulmaması dolayısıyla yaşadığımız olumsuz duygular aynı zamanda bağışıklık sistemimizi, dayanma gücümüzü, durumlarımızı pozitife değiştirme irademizi, objektif bir şekilde olayları ele alabilme kabiliyetimizi, kendi öz sevgimizi, öz şefkatimizi, öz değerimizi bulma ve bunu çoğaltıp bereketlendirebilme olanaklarımızı da oldukça olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Bir haksızlığa uğradığımızda kendi özümüze dönüp iyileşebilmek için şifasını bulmakta en çok zorlandığımız sorun adaletsizlik sanıyorum… İnsan ırkı olarak adaletsizlik karşısında haklı da olsak haksız da olsak sadece kendi penceremizden durumlara bakabiliyoruz.

Bu yüzdendir ki adaletsizlik insan zihninin vücudu ele geçirmesine ve kalplerimizdeki sevgiyi, merhameti, bereketi ve daha bir sürü pozitif duygumuzu negatife sürükleyerek insanı kıtlığa doğru iten büyük bir güçtür…

Sonrasında ise kalplere yerleşen korku, nefret, intikam, kıskançlık gibi duygular insanı verimsiz bir döneme iter ve kıtlığın artmasına neden olur…

Adalet kavramının önemi dünya tarihi boyunca bu kadar yoğun bir şekilde hissedilmiş midir? Bu dönemde bu kadar hissedilmesinin sebebi nedir? Dersek bu haliyle açıklayabiliriz. Nitekim dünya tarihi boyunca biriken adaletsizlik duygusu tüm dünyamızın bereketini kaçırdığı ve kıtlığın başladığı bir döneme sürüklemiştir…

Verimsizlik döneminde ise artacak kıtlığı engelleyecek yegâne sektör sigorta sektörüdür. Çünkü kayıpları karşılayarak kişilerin adaletsizlik veya bir başka durum dolayısıyla da olsa kayıplarını yerine getirerek insanların kalplerini bir nebze de olsa karartmalarını engelleyerek döngünün devam etmesini bereketin ve pozitif duyguların negatif duygular karşısında dengelenmesini sağlamaktadır.

Teknoloji ile hızla değişen dünyada sigorta sektörünün ekonomi içerisinde daha da büyük bir rol oynaması gereken dönemdeyiz.

Yenidünyada sigortacılık mesleğini etkileyecek konu başlıklarını dünyanın en büyük dijital sigortacılık platformlarından The Digital Insurer, üyesi olan 40.000’den fazla sigorta profesyonelinin bilgi birikimi ile TDI Akademi çatısı altında birleştirdi.

Görünen o ki, yakın zamanda dünyada adalet duygusunun dengelenmesi ve insanlığın kendi bereketini hatırlaması oldukça uzun zaman alacak. Bu esnada oluşan kıtlığa ve bu zihniyetle oluşan hastalıklara, doğal afetlere, her türlü  grev, laokavt, kargaşalık, halkhreketleri, kötüniyetli hareketler ve terör (G.L.K.H.H.K.N.H.-T.), saldırılar, siber saldırılar, politik riskler, meslekler üzerinde artan baskı dolayısıyla oluşan mesleki sorumluluklar ve daha bir sürü risk gün geçtikçe artacak. Sigortacılar olarak daha aktif bir rol almamız ve teknoloji ile hareket ederek gerek mevcut durumumuzu hızlandırmamız gerekse yeni finansal kapasiteler ile gücümüzü yükseltmemiz gereken bir dönemdeyiz. Verimliliği sağlayacak tek sektör olan sigorta sektörü çatısı altında finansal yaraları sarmalıyız. 

Görünen o ki, yakın zamanda dünyada adalet duygusunun dengelenmesi ve insanlığın kendi bereketini hatırlaması oldukça uzun zaman alacak. Bu esnada oluşan kıtlığa ve bu zihniyetle oluşan hastalıklara, doğal afetlere, her türlü  grev, laokavt, kargaşalık, halkhreketleri, kötüniyetli hareketler ve terör (G.L.K.H.H.K.N.H.-T.), saldırılar, siber saldırılar, politik riskler, meslekler üzerinde artan baskı dolayısıyla oluşan mesleki sorumluluklar ve daha bir sürü risk gün geçtikçe artacak. Sigortacılar olarak daha aktif bir rol almamız ve teknoloji ile hareket ederek gerek mevcut durumumuzu hızlandırmamız gerekse yeni finansal kapasiteler ile gücümüzü yükseltmemiz gereken bir dönemdeyiz. Verimliliği sağlayacak tek sektör olan sigorta sektörü çatısı altında finansal yaraları sarmalıyız.